Hata Kimde ?

Hepimiz insanız sonuçta elbetteki doğrularımız olduğu kadar yanlışlarımızda olacaktır.Tabi sözüm meclisten dışarı.(!) Kendini mükemmel gören insanlar da var sonuçta.. Neyse.... Peki karşımızdaki insanları hangi gözle değerlendiriyoruz ? Hataları yüzüne vurarak mı ? Hatalarıyla kabul etmek mi ? Hatalarını düzeltmesi için ona yol göstererek şans tanımak mı ? Yoksa "Sen hata yaptın bir kere artık film koptu" demek mi ?

Hadi gelin şunlara kısaca bi göz atalım....

1.Hatalarını Yüzüne Vurmak !

Ne kadar doğru bir şeydir ki bu ? Zaten bunu yapan da muhtemelen kalabalık bi ortamda yapar... Ben bunlara ego tatmincisi diyorum.Başkalarının üzerinden prim yapmak isteyen kişilerdir bunlar.Karşıdakinin hatasını kullanarak, onun yüzüne yüzüne vurarak kendini yücelttiğini sanır.Kii çevresindeki arkadaşları da bu duruma çatır çatır gülerler.Hiç anlam veremediğim bi durumdur.Eminim ki, o etrafındakilerin çoğu da aynı hatayı defalarca yapmışlardır.Düşünüyorum da acaba onlar ağlanacak hallerine mi gülüyolarlar ?...

Hani arsız derler ya bazılarına hıh işte ondan... Bu insanlara hatalarını asla kabul ettiremezsiniz.Her şeyi doğru bilir, her şeyi doğru yaparlar.Kimsenin düşüncesi umurlarında olmaz.Hatta bazen yaptıkları şeyin yanlış olduğunu bile bile yaparlar... Çevrenizde böyle insanlar varsa, bir an önce kurtulun derim....

2.Hatalarıyla Kabul Etmek !

Kimdir yahu bu hatalarıyla kabul edenler ? "Bile bile de aynı hatalar yapılır mı nan! Gözün kör mü ?" demeyenlerdir işte :) Hepimiz tanır biliriz,yanımızdalardır hep .. Bazen özleriz bir offf çekeriz.Bazen de yok ya ne özlicem deriz ama aslında içerden içeri bi özlem vardır.Yeter uzatma dediğinizi duyar gibiyim :) Yaa kim olacak işte siz de anlayın haaa ananız,babanız,karınız,kocanız,bacınız,kardeşiniz,bi de belki sevgiliniz olabilir(!) (her sevgili kabul etmez). Napsın işte onlar atsan atılmaz satsan satılmaz mecbur katlanıyolar :p Onun için dedim ya her sevgili kabul etmez diye.. Basar kıçına tekmeyi "sie go" der. Şimdi bu insanları da hor görmemek gerekir.Bazen düzeltemezsin işte kendini... İstemezsin aslında hata yapmayı ama bi şekilde hep aynı yerde aynı zamanda aynı hayatı yaparsın... Bu belki arkadaş çevrenden, aile ortamından,yaşadığın şehirden belki de psikolojik bi sorunundan kaynaklanabilir.Bazen bi derdin olur ararsın birini çevrende ama nedense bulamazsın kimseyi..Belki de çevrende onlarca kişi vardır ama sen bi türlü bulamazsın.İşte o zaman burama kadar geldi dersin.( Buram genelde çenenin alt kısmına paralel boynumuzda bir noktadır :p) Belki de hata yapmaya o zaman başlarsın.Hatta hata yaptığının farkında bile olmayabilirsin...

"Çevremiz de bu türlü insanlar varsa lütfen dikkat edelim... Onların üzerinde baskı kurmak yerine,zaten üzerlerinde olan yükü atmasına yardımcı olalım..."

3.Hatalarını Düzeltmesi İçin O'na Yol Göstermek !

İşte bu kısım tam da bir üstteki konu başlığı için uygun yer. Çok sevgili Orhan Abi'mizin de dediği gibi hatasız kul olmaz ! Hatamla sev beni.. Orhan Abi'cim sana saygım sonsuz ama "Hatamla sev beni" kısmına katılamayacağım.Çünkü hatayı düzeltmek varken, neden hatanla seveyim ki ? Sen hatanı kabul etmişsen,telafi etmek istiyosan elimizden geldiğince düzeltiriz be Abi'cim... Deneriz en azından...Baktık olmuyo napalım artık "Hatanla gel başım gözüm üstüne" derim :)

Bu başlıkta yazacak pek fazla bişi bulamadım açıkcası verdiğim örnekten anlayın işte :)

4.Sen Hata Yaptın Bir Kere Artık Film Koptu !

Bu mantıkla hareket eden insanlara "ne akla hizmet böyle yapıyorsunuz?" diye sormak istiyorum. Ne demek yani bu ? Nasıl bir mantık, nasıl bir düşünce şeklidir bu ? Bir insan hata yaptı diye gemileri yakmak mı gerekir ? Siz hiç mi hata yapmıyorsunuz ? O kadar mükemmel misiniz ?

İnsanların hayatta belli  zamanlar da geçiş dönemleri olur.Neyi ne zaman doğru yaptıklarını bilemezler aslında... Ama her şeyi yapmak isterler.Ama biliyoruz ki bir anda her şeyi doğru yapmak pek de mümkün değil... İşte hataların bir kısmı da bu dönemlerde ortaya çıkar. O zaman kimse sormaz ama sen niye böyle yaptın diye... Bişi söylesen cevap açık ve nettir. " Sen HATA yaptın ! "

Peki bu insan yaptığı hatadan pişman olamaz mı ? Belki de bir daha o hatayı yapmayacak... Bunu düşünmek zor gelir işte onlara. Bu vaka en çok nerede rastlanır sizce ? Benim kendi gözlemlerim sonucunda verdiğim karar şu : "Sevgililer"

Hadi biraz daha kurcalayalım şunu benimde şimdi birden yazma şeysim geldi :)

Sevgili dediğimiz kavram, ekşi sözlükten de göreceğiniz üzere bir çok anlamı bulunan bir kelimedir.Fakat şu an burada kullanacağımız anlamı : " Evlenmemiş kız ve erkeğin birbiriyle görüşmesi, birbirlerine (genelde !) aşkım,canım,cicim,güvercinim,gülgoncam vs.vs sözlerini söyledikleri durum halidir "

Çoğu erkeğin hatta kızların da bir bölümünün bana katılacağından emin olduğum bir şey vardır kiii o da şudur :

" Kızların büyük bölümü (çok büyük) kendilerini her zaman mükemmel zannederler ! "

Bu yüzden kızların affetme duyguları sevgili oldukları dönemde inaktiftir.Buradan sevgilisi olmayan, yada olma aşamasındaki arkadaşlara saygılarımı sunuyorum :)  Her neyse konumuza dönelim....

Kız,erkek arkadaşının hatasını yakalar.Erkek pişmandır ve defalarca özür diler. Kız napar ? İyice bi süründüreyim de aklı başına gelsin bakalım bi daha yapıyo mu der. Hatta ayrılık aşamasına kadar gelir bu durum. Erkek hayretler içerisinde ne olup bittiğini anlamaya çalışırken, kız erkeği affeder. Ama artık çok büyük bi koz vardır kızın elinde....

" Erkeğin Hatası "

Erkek garibim işte aklı kızın aklı gibi şeytan değil kii... Sorunlar çözüldü sanıyor.Artık adımlarına daha dikkat ediyor. Ama sakınan göze çöp batar ! Ta taammm..... Erkek küçük bi hata yapmıştır.Kii hata yaptığını kız ayrılmak istiyorum vb. türde sözcükler kurunca farkeder. Vee hooooppp film koptu... Hadi başa saaaaarrrrr :) Çık bakalım çıkabilirsen :) Güldüğüme bakmayın ya böyle kızları sallandırcan Taksim'de ki simitçinin orda bak bakalım bi daha oluyo mu....  İnsanların hatası oldu diye her seferinde onu kullanmak bana göre acizliktir.Bir kız bu durumda ne düşünür neye göre hareket eder bilemiyorum ama benim görüşüm bu...

Şimdi söyleyin bakalım Hata Kimde ?  :)

Haaa deyince de başlık olmaz kii....

Sevgili Blog severler diyerek şöyle klasik konuşma girişlerine benzer bi giriş yapayım.... Uzun zamandır o blog senin bu blog benim gezer dururken dedim kii yahuuuuu çocuk sen neden yazmıyosun ? İnsanın yazmaya ihtiyacı oluyo bazen yaz sende ferahla bi içini dök bi bişiler yap yaniii...

Blog severler diyerek söze başlasam da biliyorum kii uzun bi süre belki de çok uzunn bi süre belki de sonsuza kadar bu blogun bi izleyicisi olmayacak.... Kendi kendime yazar dururum artık her gün girer okurum. Haa belki okuyanlar olur şimdiden kusuruma bakmasınlar yazım,imla,noktalama bazı zamanlarda anlatım bozukluğu yazılarım da olabilir... Yok yok eminim olacaktır hatta bu satıra gelene kadar bile olmuş olabilir... Ben baştan özür dileyeyim de sonra vay efendim "terbiyesize bak hem kamu ya açık alanda yazı yazıyo hemde ne noktanın yeri belli ne virgülün bak bak bak o cümle öyle mi yazılır " şeklinde yorumlara maruz kalmayayım...

Şu an fon da çalan "Kimseye Etmem Şikayet" adlı parçamızı dinlerken yazmış olduğum bu blog aslında şikayetlerle dolu olabilir. Şu an için yanlış bir seçim oldu bu şarkı ama napalım artık çalmaya başladı bi kere....

Hayat bir zamanlar insanlara hep çok güzel gelir aslında. Sanki hiç dert yok tasa yok hayat toz pembe... Hayat bir gündür o da bu gündür mantığıyla yaşarız... Sonra ne olduğunu anlamadan hayat üstümüze üstümüze gelmeye başlar. Hani şu eski filmlerde olur yaa... Adam bi odanın içindedir.Biri bi düğmeye basar duvar adamın üstüne gelmeye başlar.Adam korkar.. Duvarı engellemeye çalışır gelme ulan gelme der... Hah işte aynen öyle bi durum bu... N'oluyo lan ? Neden her şey üst üste gelmeye başladı olummmm ??? Daha dün yemediğimiz bok kalmadı keyfimiz keyifti bugünlerde ne olmaya başladı ? Hahhh işte dur bakalım ordaaa.... "Daha dün yemediğimiz bok kalmadı"  Demek kii kalmış hala yemen gereken değişik boyutlarda bok lar.... Gün gelip bi yerde dank !! ediyo işte.. Hayat böyle karışık kuruşuk bişi.. Yada bana öyle geliyo... İşin ilginç tarafı ne biliyomusunuz ? Daha ben doğru düzgün bi bok da yiyemedim :)  Peki benim üstümdeki bu ağırlığın sebebi ne ? Dışardan gören der ki "Ne güzel la... Keyfi yerinde hayat O'na güzel" Hııı... Gel sen bi de onu bana sor bakayım öyle mi...

Bi de işin ilginç tarafı hep hayata olumlu bakan-çevresindekilere baktırmaya çalışan ben şimdi bakamıyorum arkadaş yaa... Yok böyle bişi... Sanki trilyarer zengin iş adamıyken ,iflas etmiş ekmeğe muhtaç bi insan gibi bişi oldum. Hayat sıkmaya başladı gün başlıyo hay diyorum yine yeni bi gün ne halt edecem bugünün diğerinden farkı ne ? Her gün yaptığım aynı bok.... Ev ahalisinin üstümde kurduğu baskı zaten bıktı usandırdı... Ekmek teknesinde ki kız gibi " Allah canımı alsa da kurtulsam " diyesim geliyo bazen... Düşünün artık ne haldeyim.... Haa yanlış anlaşılmalara da meyil vermeyeyim bu arada.... Baskı derken git çalış, eve ekmek getir,ne kıçını kırıp oturuyosun falan değil.. Onu ye,bunu ye,şunu ye,dışarda çok kalma,geç gelme ( sanki tecavüz edecekler) , ne var odan da oturuyosun gel yanımıza otur vs vs.. Gelmiyorum arkadaşım yaaa....... GELMİYORUM  !!! Karşılık verince de vayy sen misin bunu diyen ?? "Sen iyice azıttın artık,karşılık vermeye de başladın ! " Al sana tartışma... Psikolojim bozuluyo yahuu... Eminim benim durumumda olan milyonlarca insan vardır.Dünya genelinde yorum yapmadım sadece Türkiye sınırları içerisinde düşünüyorum bunu.Dünya çapında olsa bile yine milyonlarca derdim çünkü zaten böyle bi tartışma muhtemelen Türkiye de olur :) Tabi diğer ülkelerin bazılarında da olabiilir :)

Yeri geldiğinde ben 18 yaşımı çooookkttttaaaaaan geçmiş , oy kullanabilen , vergisini veren , hatta 18 yaşını geçmiş bir kızı (ki kabul ederlerse birden fazla da olabilir :p) evden kaçırsam memur bey amcaların hiç bişi diyemeyeceği bi vatandaşım yaa... Elalemin benim yaşımdayken matroşka gibi boy boy çocukları varmış diyemiyosun tabiii.. Niye ?? Onu demek için göt lazım , o da bende yok :)

Sorun daha evden başlayınca insanın hayattan zevk alası da gelmiyo ki arkadaş.... Dışarı çıksan yukarda belirttiğim sözler aklıma geliyo... Bi elim saatte acaba kaç oldu diyee... Üç kuruşluk keyfim de toz oluyo gidiyo... Tam herşey tıkırında ortam güzel arkadaşlarla kahkanın bini bi para . Zırt telefon !! Alo.."Nerde kaldın saat kaç oldu" Eni sonu bi gün gelecek cehennemin kör dibinde diyecem ama ne zaman ? Nan göt kadar memleket nerde olabilirim acaba ? Anahtarım var işte yatın uyuyun , tecavüze uğrasam , ölsem mölsem haberi gelir zaten.. Yoook illa arayacaklar gecemin içine edecekler... Bazen düşünüyorum nan ya erkek değil de kız olsaydım ? Tık tık tık !!!! Allah korusun yaa valla evden çıkamazdım heralde... Aslında onları da anlıyorum ortalık kötü her gün bi haber çıkıyo tv de o ölmüş bu kaçırılmış... Ama benimde arkadaşlarım belli takıldığım yer belli.... İçime çektiğim tek şey hava... Damardan 500 yılda bir serum alırım... İçtiğim şey de çay,su,kola,kahve... Yani dışarda bi yerde komaya girmem imkansız... En iyisi evdeki tv yi falan kırıp atmak gazete de okumasınlar pc de bende zaten ben haberleri özet geçerim... Kötü haber okumasınlar :) Belki rahat ederim.... Neyse şimdilik bu kadar olsun siz de sıkılmayın :)