Sana ne lan Erkek Özürlü !

Yaa şu an varya acayip sinirliyim..Yani öyle böyle değil ya.. Arkadaş milletin işi gücü kalmamış.Atlet-kilot muhabbetine girmiş.Neymiş vay efendim beyaz atlet giyen beyaz don giyen erkekler kroymuş da taş devrinden kalmaymış da bilmem neymiş.Noluyo olum yaa noluyoo ? Milleti donundan yargılamak size mi düştü ? Erkekler boxer giymeliymiş.. Bak sen şuna yaa... Bakın yazıyı buraya aktarıyorum şimdi...

"Neden yıl 2009 ve erkekler hala beyaz atlet ve beyaz don giyiyor? Nedir bu Türk kızlarının çilesi? Gerçi itiraf etmeliyim hayatım boyunca böyle bir erkeğe denk gelmedim, seçici olmam da etkili, ama herhalde Türk erkeklerinin yuzde 90’ı hala beyaz atlet giyiyor."

 Ne çilen var kızım senin ? Biri sana gel benim donuma mı bak dedi ? Şimdi daha da ağzımı açacam da neyse... Dedim acaba sadece bu mu böyle diyo yoksa oluşmuş bi kanı mı var ortada.. Araştırdım,karıştırdım ve gördüm ki durum çok vahim.Çarşı karışmış hemşerim ya ! Milletin başka derdi yok gibi donumuza takmışlar arkadaş.
Şimdi durum öyle bi hal almış ki el atmak zorunda kaldım.Şimdi etrafıma bakıyorum.O çok önemli olan boxerlar böyle renkli renkli,çeşit çeşit,yazılı baskılı falan.Geçen bi tane gördüm zaten dedim noluyoz olum bu ne yaaa. Üstündeki yazıya bakın:" Dikkat çocuk yapabilir !" Bi de bazıları var böyle tam götünün geldiği yerde bi de onu göstermek için düşük bel bol gelen pantolon giyerler.Eğildiler mi pantolon götünün yarısına kadar gelir 5 cm daha inse göt baş meydana çıkacak.Ama yok onlar modern biz taş devrinden kalmayız.Millet götünü başını göstermeye ne kadar meraklı arkadaş ya.. Şimdi bi de şu var.Aynı olayı beyaz don giyen biri yapsa etmedik küfür bırakmazlar.Aaaa pislik,iğrenç,beyaz don giymiş vs.Valla anlamıyorum dostlar anlayamıyorum.Bi de beyaz atlet olayı var tabi... Bakınız o konu hakkındaki yorumu ne :

"Hele o gömlek altından görünen beyaz atletler yok mu, ifrit oluyorum."

Bak hele yaa.. İfrit oluyomuş ! Bu kızı bulun adım gibi eminim yüzüne sıçmazsınız bile.Çok ciddi söylüyom valla bak..Ben yazları giymem de atlet falan giyene de niye giydin pislik demem.Çünkü her insanın vücudu bir değildir.Terleme sorunu olan insanlar olabilir.Atlet burda en büyük kurtarıcıdır diye düşünüyorum.Bakın bir başkası da bu konuda ne yazmış :

"Şaşıracaksınız belki ama bütün dünyada beyaz atlet modası çoktan geçti. Artık başka ülkelerdeki erkekler atlet yerine uygun renkte tişort veya renkli uzun kollu fanila kullanıyor. Zaten bir kere böyle giyinmeye başlarsanız bunun çok işe yaradığını ve üstünüzü çıkardığınızda bile şık göründüğünüzü anlayacaksınız. Beyaz slip külotların ise kadınlar tarafından beğenilmediğini söyleyebilirim, isterseniz eşinize veya kız arkadaşınıza sorabilirsiniz. Bunların yerine bokser denilen paçalı modelleri giymenizi tavsiye ediyorum."



Yok böyle bişey ya... Resmen hakarete uğramış gibi hissettim kendimi...Şimdi ben anlamıyorum bu bi düzen mi yani ? Adam eline geçirdiği şeyi üstüne geçiriyo çıkıyo,sonra o adam moda ikonu.. Vay anasını sayın seyirciler ya... giydikleri atlet,fanila ne zıkkımsa renkli olur zaten bi de boynun sağından solundan gözükür.Off süper olmuş.Beyaz atlet olunca geri kalmış bu la ! olur.


Burdan beni duyan erkeklere sesleniyorum.Giyin arkadaşım.Utanmayın böyle şeylerden.Boxer giydiği için gurur duyanlara götlerini toplamaları gerektiğini belirtin.Böyle bi yazı yazmak istemezdim ama yazasım geldi çünkü sinirlendim.Atlet-don markanız seher yıldızı veya tutku olabilir.Uhud da iyi bi markadır.Kaliteli bi donu var.Yok benim param çok diyosanız pierre amcanın malları da iyi.Haydin kalın sağlıcakla....


İlk Mimimm !

İlk mim'imi almış bulunmaktayım.Sevgili Hayal Meyal beni mim'lemiş.Kendisine burdan teşekkürlerimi sunuyorum.Tabi kii elim ayağıma dolaştı bu durumda ne yapsam ne etsem diye... Önümde 5 seçenek var vee ben bunlardan bir tanesini seçip cevaplamalıyım.Fakat seçmesi gerçekten çok zor...Gerçi birincisini elemem kolay oldu.En çok okunan ilk 5 yazıyı istemiş.Henüz böyle bi istatistik yok.. :) Düşünüp taşınıp birazcık da kaşındıktan sonra karar verdim kii 3 numaralı mim'e cevaplamalıyım.Haa şimdi diyeceksiniz kii olum daha yeni yeni tanıştınız ne anlatacaksın.. Ama kanımca bende bir insanım benimde algılarım açık,bende anlayabiliyorum okuduklarımı :) Hikaye gibi uzun uzun yazamam ama bende 2 satır bişey yazarım..Diyip sözlerime başlıyorum efendimmm....

Hayal Meyal diyince postlarından okuduğum kadarıyla okuduğu bölümün hakkını veren bi profil geliyo aklıma :) Böyle tuttuğunu koparan hakkını yedirmeyen hatta söke söke alan erkek gibi kız :p Bi süredir türban sorunudur aldı gidiyo.. Nerdeyse gazetelere köşe yazısı bile yazacak yani :) Hatta Cem Mumcu gel senin de kitabını yapalım.Türban ana temalı bişiler yaz diyebilir :p Bii de arkadaşlarına beni anlattı.. Bana önce güldüler sonra güldüler belki hala da gülüyor olabilirler :) Aynı anda gülüp acıyan gözlerle de bakabilirler :p Ayrıca beni ilk izleyenlerden biridir.Ne kadar mutlu olmuştum.Beni izleyen 3.kişi :) Ben sayılara önem veririm de 1-3-5-7-10-19 vs. falan :) Neyse işte benden bu kadar daha fazla da tanımıyorum.Elimden gelen bu :) Sürçülisan ettiysem affola :)

Anladığım kadarıyla benim de mim lemem gerekiyo.Ama benim zaten izleyenim falan az..Bundan dolayı diyorum kiii aynı mim konusu üzerinden bu yazıyı okuyan herkesi MiM'liyorum efendim.Hadi kolay gelsiiiinn :)

*Not: Eğer bu yazıyı okuyup mim'e cevap yazarsanız beni bilgilendirin :)

Yok mu Artıran !

Sevgili izleyicelerimm... Bir önceki post yoğun ilgi gördüğünden dolayı sevgili Hayal Meyal'in mim'ini bir diğer postta cevaplayacağım.. Şimdi kaldığım yerden devam ediyorum...Geçen sefer nasıl g*t olduğumu anlatmıştım.. Şimdi o g*t olmamdan yaklaşık bir ay sonra olan olayları anlatıyorum.....

Yine bir öğle yemeği için o mübarek kantine girdiğimde panoda bir afişle karşılaştım. "Partiye hazırmısınız ? " İçimden hemen cevabımı verdim tabi.. " Ben zaten klabır menim yaa..Sorman hata.." Tabi hemen sağdan soldan soruşturuyorum nasıl bişey bu falan diye kim gelir kim gider nasıl bi ortam olur falan... Öğrendim kii parti bi otel de... Dedim olum buraya millet kesin kız arkadaşıyla gelir..Sende sap gibi gidersin.. İçimden bi sövdükten sonra başım öne eğik bi şekilde bölümüme döndüm :p Sonra tabii ardı ardına telefonlar parti varmış gidelim bilet alalım kalmaz falan filan... Dedim nan olum bu kadar erkek nereye gidiyonuz otelden içeri bile almazlar :) Sonra daha da detaylara inince konseri organize edenleri de öğrendim.Bilin bakalım organizasyonun başında kim var ? Evet doğru tahmin o kız :) Şimdi hangi kız diye soracak olan varsa hemen bu sayfayı kapatsın gitsin bi önceki postu okusun gelsin :) Tabi bu olayı öğrenince benim gitme isteğim bi kat daha zayıfladı..Sonra başka bölümden bi arkadaşım biz gidiyoruz illam sen de gel dedi.Dedim yaa hepinizin eşi var ben nereye geleyim sap gibi derken oda arkadaşımın da baskısı üzerine konsere gitme kararı aldık.Parti günü ne olur ne olmaz diye gömlek-kot-ceket üçlüsünü hazırladım.Takım giymeyi hiç sevmem bi tane ceketim var işte bişi oldu mu tek kurtarıcım o :) Arkadaşlarla otelde buluşup hep beraber içeri girdik.Ve ben ne olur ne olmaz diye giymiş olduğum ceketin ne kadar önemli olduğuna karar kıldım.Arkadaş oraya millet resmen özel hazırlanmış gelmiş.Nan milletin ayakkabısı bile yeni... Üstünde toz bile yok :) Kızlar sanki düğüne gelmiş :) Saç baş yapılı hepsi full makyaj... Dedim yanlış yere mi geldik acaba ?  Bu kızlar bizim üniversitedeydi de ben mi görmedim :) Adım gibi eminim oraya gelenlerin yarısından fazlası kıyafetini yeni almıştı.:) Neyse efendim lafı fazla uzatmayayım... İçerde 8 kişilik yuvarlak masalar var.Yani sap sap gelenler sap sap oturdular. Çok büyük bölüm eşiyle gelmişti..Bi tane kızların olduğu masa vardı.Grup halinde gelmişti herkes.Tabi bizim kızda özel hazırlanmıştı..Onu görünce nan şimdi kolunda ben olabilirdim dedim :) Atıştırmalık bişiler geldi yedik içtik eğlendik...Dans,müzik,çekiliş...Baya bi eğlence oldu...Bi dans müziği çalıyo..Bizim masa hooopp hadi dansa :) Biz yine kalıyoruz sap gibi :) Arkadaşım o sıra demez mi " olum kız biriyle dans ediyo! "Ben nası bi galeyana geldiysem " Kim nan o! " diyip yumruğu masaya vurunca biden bi gözleri üzerime çektim. Fakat farkettim ki yanlış anons o kız başka :) Gecenin sonlarına doğru tanesine 1 TL verdiğimiz çikolataların çekilişi yapıldı... Nasıl olduysa bana da çıktı. A lokantasından iki kişilik yemek ! Dedim tamam olum bu bi işaret :) Benim bi gözüm kızda tabi fırsatını bulsam hemen bi kerede daha şansımı deneyecem :) Neyse çekiliş faslı bitince bizim kız eline bir gül alıp sahneye geldi...Ben de bi şaşkınlık ifadesi var tabi.. Ordan biri çıktı geldi açıklamayı yaptı da içim rahatladı... " Bu gülü açık arttırmaya çıkarıyoruz. Gülü alan kız bu gecenin en güzel kızı olacak! " Kafamda o an kaç tane ampul yandı bilemiyorum.İçimden sürekli sesler geliyo.

 -Al                                                                                                                           -Alma olum ya boşver
 -Almalısın
-Alınca ne diyecem ?

Gülü 20 TL den açık arttırmaya sunuyorum... 

-Elim titriyo olum alsam nası verecem ?  
 30 TL
 -Vermeme gerek yok ki zaten gül O'nun elinde 
 35 TL  
-Alsam mı ki ?  
40 TL     
-Almalısın..
50 TL.. 
-Almalıyım !!!
60 TL !!!

Diyince bizim masa birden dönüp bana baktı :) Herkes noluyo nan der gibi bi ifade takındı... Benden sonra bi 10-15 sn suskunluk oldu.. O sıra bizimkiler kendine geldi.Bir de alkış patlatınca arkama seyirci desteğini aldım... Biri 65 dedi...Ben tabi gaza geldim bi kere durmak yok :) Ben hiç beklemeden 75 diyerek devam ettirdim.Tabi benim bu hızım milleti heyecanlandırdı yan masalardan destek almaya başladım.Sanki son dakika golü atan takım gibiyim... Bi baktım 80 dediler.. Oranı yükseltmeliyim diye düşündüm.100 dedim.Bizim masanın olduğu bölgeyi ele geçirmişim gibi bi durum oluştu.105 dediler..Artık tek rakibim kaldı.Yaklaşık 15-16 masa vardı.En az 10 masanın desteğine hakimim :) Hemen patlattım tabi 120 yi :) Kıyamet kopuyor o sıra millet coştu omuzlara alınacam nerdeyse :) Rakip 125 dedi ben 130.... Resmen salon yıkılacak o derece yani :) 131 demez mii :) Dedim bu işe bi son vermenin zamanı geldi. 200 TL ! Bi alkış bi kopuş bi kendinden geçiş var millette... Ben o kadar heyecanlanmadım yani :)
Şimdi bu olaydan sonra gülü aldığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.Ortada şike var. Benim teklifimi duymadıklarını iddaa ederek gülü 131 TL ye diğer çocuğa verdiler. Tabi kıyamet asıl o zaman koptu :) Taraftar çılgına döndü... Nerdeyse kavga çıkacak... Zaten sayıca üstünüz kesin döveriz diye düşündüm bi ara :) Lanet olsun dedim lavaboya gittim bi elimi yüzümü yıkayayım diye.. Bi baktım açık arttırmacı çocuk.. Beni gördü hemen sarıldı.Dedim noluyo olum ? Bi özür dilemeler, bi cart curt... O bizim arkadaşımız da kız arkadaşına jest yapacaktı da bilmem ne de... Bu kadar artacağını tahmin etmemiştik de... Ben sana bi demet yaptırıp getireyim de bimem ne... Dedim ya arkadaşım benim bi amacım vardı.. O arkadaşın zaten kız arkadaşına alacakmış gitsin çiçekçiden alsın ya. 5 TL arkadaş ya... İstiyosa kamyonla alıp geleyim.. Benim işimi niye baltalıyosunuz.. Neyse masaya dönerken taraftar beni görünce mutlu oldu :p Masaya oturup düşündüm.Artık beynim normal şartlar altında çalışmaya başladı :) Hadi diyelim aldın çiçeği... Gittin sahneye çiçeği almayınca ne diyeceksin ? " Siz bu gülü alan kız bu gecenin en güzel kızı olacak dememişmiydiniz. Gül zaten O'nda hehehe" kesin taraftarım orda bi alkış kıyamet koparıp desteklerdi ama ya kızın erkek arkadaşı varsa ? Ya kız beni yine g*t ederse ? Acayip rezil olurdum ya...

Durum böyle işte sayın izleyenler.. Çok merak ettiğiniz olay bu :) Yoğun ilginizden dolayı hepinize çok teşekkür ederim.Bu kadar ilgi gerçekten beklemiyodum.. Ama şimdi sizin yorumlarınıza da ihtiyacım var... Hala yaptığım şeyin iyi mi kötü mü olduğuna karar veremiyorum :) Peki buna nasıl karar veremiyosun diye soracak olursanız şöyle bi cevap vermek istiyorum :

-Pişmanmısın ?

-Hayır..Yine olsa yine yaparım :)

Sonradan yazılmış çok önemli not : Yine olsa yine yaparım derken başka bir kız için demek istedim :p :)

Sevdiğim Bir Kız Vardı Onun da G*tü Kalkıkmış !

Sene 2009... Daha doğrusu geçen sene bu zamanlar işte.Öğlen yemeği yemek için kantine giren ben, kapının hemen 3-4 masa ilerisinde arkadaşlarıyla oturmuş yemek yiyen ve bu post'un ana karakterini oluşturan kızı görürüm.Bi kaç sn hedefe kilitlenmiş bi şekilde ona baktım geçtim gittim sayın izleyiciler...Sonra kendimi tutamayıp sanırım defalarca mal gibi bakınca kız benim niyetimi anladı heralde :) Neyse işte ertesi gün oldu kız hala benim aklımda tabi.. Yine görmek umuduyla kantine gittim fakat umduğumu bulamadım.O gün hoca bi araştırma ödevi verdi.Dersten çıktık gidiyoruz.Arkadaşlarımdan biri "gel kütüphaneye gidelim şu kitabı alalım yurtta bakarız,bi daha uğraşmayalım" dedi.Ama benim canım sıkkın arkadaş gitmek istemiyorum.Gel olum ya boşver yarın geliriz falan filan derken zor bela götürdüler beni kütüphaneye...Kütüphaneye giderken benim yüz ifadem sanki biri benim ağzıma s*çmış da allah belamı vermiş gibi bi hal aldığı için, arkadaşlar sordular bende anlattım.Kütüphaneye girdik kitabı arıyoruz bi baktık ki bizim sınıfın yarısı parçalar halinde orda :) Ben o durumu görünce kitap bulmaktan umudu kestim etrafı dolanıyorum boş boş.. Oha ! dedim biden.. O kızın arkadaşını gördüm rafların arasında...Dedim olum hadi şansın yaver gitti kız kesin burda :) Kütüphaneyi tavaf ettim resmen kızı da buldum ama :) Baktım bi köşeye çekilmiş ders çalışıyo.. Tabi beni aldı bi titreme.. Hayatımda ilk defa bi kıza çıkma teklif edecem daha doğrusu kızla konuşmaya çalışacam :) Hemen arkadaşların yanına döndüm dedim olum durum böyle böyle ben napayım ? Hemen milyon tane fikir üretildi orda... Git konuş bi daha bu fırsat kaçmaz falan derken.. Ben yine kendi çapımda bi senaryo yazdım :) Kitaplara bakma bahanesiyle yaklaşıp o an aklıma gelebilecek bütün saçma soruları sorup muhabbete girmek... Kıza yaklaşıyorum yavaş yavaş tabi o beni görmüyo... Bi baktım arkamdan bi sesler geliyo. Bi döndüm o da ne ! X adlı kişi peşimden gelmiş ben sizi tanıştıracam konuştururum ben sizi demez mi. Nan olum seninle doğru düzgün muhabbetim sohbetim yok ne giriyon lafa.. Ben tabi karizmayı çizmemek için uzaklaştım ordan..Tekrar bizim arkadaşların yanına döndüm.. Gidelim dedim.. Onlar da fazla üstelemediler çıkışa doğru yöneldik. Bi baktım kızın arkadaşı bi kitap alıyo. Hemen keskin bakışlarımla kitabın adını yazarını beynime kazıdım.Tabii sonra nolur nolmaz diye defterime de yazdım :) Hemen google abi' ye sordum.Bi baktım kii kimya mühendisliğinde bi dersin kitabı.Hemen üniversitenin sayfasından derse baktım ki 2.Sınıfların dersi..Ertesi gün labaratuarları var..Fakat Fen-Edebiyatta... Neyse ertesi gün koştum gittim Fen-Edebiyata... Ora senin bura benim dolaşıyorum sınıfları.. Nefes nefese kaldığım bir anda buldum.Biraz dinlendim bi 20 kere geçtim sınıfın önünden de görür belki dışarı çıkar diye..Baktım yok olmuyo girdim sınıfa şöyle bi baktım çıktım kendimi gösterdim.. Sonra hemen ayrıldım olay mahalinden gittim sınıfın karşısındaki banklara oturdum.Bu elinde telefonla çıktı konuşma numarasımı yaptı yoksa gerçekten konuştu mu bilmiyorum bi 5-10 sn durdu içeri girdi..Aradan bi 5 dk falan geçti ben hala o banktayım tabii...Bi baktım o kütüphanedeki arkadaşı kapının köşesinden çaktırmadan bana bakmaya çalışıyo.. Ben de ona bakınca hemen içeri kaçtı.. Dedim tamam olum ya tamam arkadaşlarına da söylemiş.Artık niyetimi biliyo başardım nan diyorum :) Bir sonraki gün ders çalışma bahanesiyle kantine gittim yine arkadaşlarla...Baktım salına salına girdi o kapıdan her zaman ki yerine geçti oturdu.Tam karşımda böyle görüş alanım içerisinde..Baya bildiğin ben bakıyorum o bakıyo.. Sonra ben ders çalışıyomuş gibi yapıp alttan alttan bakıyorum o da bakıyo :) Bi mutlu oldum bi sevindim yani..Aradan 5dk geçti.. Başka bi bölümden arkadaşım da gelip demez mi "şu masada ki kızı tanıyomusun bu kız sana bakıyo" diye.Dünyanın en mesut bahtiyar insanı oldum.Ama g*tüm yemediği için gidip konuşamıyorum.Elim ayağım titriyo ölecek gibiyim.O gün de bi halt yiyemedim anlyacağınız. Ertesi gün oldu.. Hafta sonu artık cuma günü.. Bu işi hallettim hallettim 2 gün daha bekleyemem yani.. Bi de kendimden eminim kız beni biliyo sonuçta hatta ben oldu gözüyle bakıyorum :) Bu arkadaşlarının yanında otururken hem de 4 kişiler böyle ben elim ayağım titreyerek gittim ( Ne g*t var bende de 4 kızın arasına gidiyorum ) Ve şu mübarek soruyu sordum ;
Pardon..Bi sn konuşabilirmiyiz ?

Daha doğrusu soramadım bile sayın izleyicilerim... Pardon.. Bi sn ko.... ' ya kadar söyleyebildim..Ve onun cevabı mükemmel bi şekilde "HAYIR" oldu.Ama öyle böyle bi hayır değil yani... Sanki 99 kere sormuşum hayır demiş de 100. yü soruyorum.. Git başımdan hayır diyorum işte anlamıyormusun der gibi bi hayır oldu. Bu laf beni bitirdi.Resmen ağzımın orta yerine s*çtı bıraktı. G*t gibi kaldım. Yıkıldım resmen... Sonra düşündüm tabi olum bi sor soruştur bakayım kızın sevgilisi neyi var mı ne diye daldın hemen diye ama ne bileyim işte cahil cesareti gibi bişey oldu...

Şimdi bu post çok uzun olduğundan devamını diğer postlarda dile getirecem... Bir gül için nasıl 200 TL'yi gözden çıkardığımı anlatacam diğer postta :) (Bkz: Diğer post)

Ekşi Sözlük Duy Sesimiiiiiiiiiii !!!

Şu anda çaylak listesinde  "65756." sıradasınız.Bu sıra ilk defa onay bekliyor olmanıza ve 10 entry'yi ne zaman doldurduğunuza göre belirlenmektedir.

Efendim bu yazıyı görünce resmen şok geçirdim.Bende vergisini veren her türk vatandaşı gibi yorumlarımla ortamı şenlendirmek için ekşi sözlüğe kayıt oldum.Çaylaklık dönemi diye tabir edilen şeyin sadece 10 entry girmekle biteceğini sanmıştım.Gözüme kestirdiğim 10 başlığa yorumlarımı yazdım.Tamam artık sanırım yarım saat içinde bende tam üyelik alırım diye düşünürken üstteki yazıyı görünce şok oldum.65756. onay bekleyen insan evladıyım. Bunun bir şaka olabileceğini düşünerek pek önemsemedim.Fakat aradan bir aydan fazla geçmesine rağmen hala onay mesajı gelmediği için ciddi ciddi inanmaya başladım.Durdum düşündüm ve bir hesap yaptım kiii bunu sizlerle paylaşmak isterim.

Şimdi her çaylak kullanıcının 10 entry girme hakkı var.Bunu kontrol eden abinin ortalama olarak her bir entryi 1 dakikada okuduğunu,anladığını ve onayladığını varsayalım.Bu da demek oluyor ki ;

1 kullanıcı=10 dakika


Bir saat 60 dakika olduğundan saat başı 6 kullanıcı demek oluyor.Günlük çalışma saatini 8 olarak alırsak, bu da bir günde 48 kullanıcı demek oluyor.Haftanın 6 günü çalıştığını kabul edelim :


Bir hafta=6 Gün x 48 Kullanıcı=288 Kullanıcı


Bunu ay bazında düşünürsek :


288 Kullanıcı x 4 Hafta=1152 Kullanıcı


Bir yılda ise :


1152 Kullanıcı x 12 Ay =13824 Kullanıcı


Benim sıram 65756 olduğuna göre :


65756/13824=4,75 sene sonra bana sıra gelecek. Bu kontrol işlemi için 3 kişi çalıştığını düşünürsek ( umarım en az 3'tür ) bana yaklaşık olarak 1.6 sene sonra sıra gelecek :) Hadi hızlı bakanlar olsun arada 1.5 sene diye yuvarlayalım :)


Ha unutmadan ! Bu adamlar çalışırken hiç ara veremezler.Mesai saatleri içinde telefonla konuşmak,mesaj atmak,tuvalete gitmek,bi dakika dinleneyim ya oram buram ağrıdı,bi kahve mahve bişi içiyim olum çok uykusuzum vs. kesinlikle yasaktır.Ayrıca çalışanlar hasta olamaz,izne ayrılamaz :) En çok zorlanılacak şey tuvalet olur kanımca,onu da artık hortum mu bağlıyosunuz ne yapıyosanız yapın durmak yok. Her gün 1 dakika dursanız işimiz var vallaa :)


Şimdik sorarım size sayın izleyiciler bu sıra numarası bir şaka mı ? Cevabınız evet ise neden ? Hayır ise bundan sonraki yazacağım soruya cevap veriniz.


Ondan sonraki soru : Bana sıra gelir mi ?

Haydi Kızlar Oyuna !

Efendim dünkü blogumda belirttiğim gibi kızlar facebooku oyun bahçesine çevirdiler.Neymiş ? Erkekler merak etsin..Kakara kikirii... Tabiiiii kii ben bu oyuna izin verirmiyim ? "Hayıııııırrrr" dediğinizi duyar gibiyim :) Elbetteki hayır ;)

Şimdi anlamadığım bi konu var sevgili izleyiciler... Hadi geçen sefer ki neysee.. Ama bu sefer kii resmen erkeklerin bilmesi gereken bişey... Aşağıda da göreceğiniz üzere kızlar bu sefer ki oyunu ilişki durumlarını meşrubat isimleriyle kodladılar.Yahu kızım siz zaten biliyosunuz birbirinizi :) Bunu erkeklerin bilmesi gerek kii ona göre davransınlar... Sonra ben açıklayınca " ya sen ne kadar oyunbozansın... ne bu her oyunun açıklamasını yapıyosun....kızlara özel işte sana ne! " gibi yorumlara mağruz kaldım nerdeyse döveceklerdi benii....

Sevgili izleyicimlerim sorarım size haksız mıyım ?

İşte o çok top sıkrıt kodlar....

limonlu çay: ilişkim yok ve ilişkiye açık değilim

cola: ilişki yaşayamıyor, biraz özürlüyüm bu konuda

fanta: arayıştayım

sprite: aşığım

su: ilişkim var gibi ..

pepsi: ilişkim var

ayran: nişanlıyım

salgam: evliyim

çay: boşum

kahve: nihayet ayrıldım

süt: bekarım ve ilişkiye açığım

Kızlar Yine Oyunda !

Bir önceki yazımda da belirttiğim üzere facebook da oyunlar dönüyor efendim.. Kızlar durmak bilmiyor... Yine bir oyuna başladılar.İçecek isimleri yazıyolar...Hemen açıklama yapsam mı bilemedim.Haksızlık olmasın biraz daha oynasınlar.... Siz merak ettiklerinizi bi kenara yazın.Anlamlarını yakında açıklayacam...

Haydi kodları yazın bakayım :)

Erkekler Karşı Atakta !

Görüyorum ki izleyici sayım 5 olmuş.Ne kadar bahtiyarım anlatamam.Artık ben de izleniyorum mutluyum huzurluyum :p

Sizleri meraktan çatlatmadan hemen konuya geçiyorum.Efendim biliyorsunuz ki 8 Ekim itibariyle kızlarımız facebook hesaplarından "yatağımda,sandalyenin üstünde,dolapta vs..."  gibi paylaşımlarda bulunmuşlardı. Biz erkekler de noluyo nan ? demiştik.Tabiki araştırmacı gazeteci olan ben hemen konuya el atıp detaylara indim. Fakat her açtığım kapı yüzüme kapandı. "Kızlar arasında canım ya şimdi söyleyemem"  şeklinde cevaplar aldım.Pes ettim mi ? Tabiki de hayır. Ve sonucu zor bela kan ter içinde öğrendim.Ve kendi kendime dedim ki çanta  ne alaka :) Geçen senekinin devamını bekliyodum.Hatta bu sene resimlisini bekliyodum yani :D

Şimdi gel gelelim erkek tarafına... Aldığım bilgiler doğrultusunda erkeklerde böyle bir hareket başlatacaklarmış. Süpriz olmaktan çıktığı için burda haber vermenin pek de sakıncası olmayacağını düşünüyorum. Zaten sadece haber verecem :) Ama bi ipucu vereyim prostatla ilgili değil :p Erkekler ilk defa yaptıkları bişey de kaç yaşında olduklarını söylecekler ki bazıları daha yapamadığından söyleyemeyecekler :) 

Şimdi ne gerek vardı buna diyebilirsiniz.Çünkü ben de dedim :) Özentilik gibi bişey oldu bu. Bu yazıyı okuyan erkekler benimle ilgili cümle kurarken "hay ben......"   ile başlayacaklar ama napayım benim fikrim bu arkadaşım.

Neyse hadi bekleyip görelim.Bakalım erkekler bu hareketi başlatacaklar mı ? Eğer başlarsa kızların yorumları ne olacak ? :)

EmaNet !

Yayın hayatıma kaldığım yerden hızlı bi giriş yapmaya devam ediyorum sevgili izleyicilerim.Bugün illa da bişey yazmalııyım diye düşünmemiştim ama nedendir bilmem facebookumda paylaşılmış olan bir şarkıyı dinleyince içimden bişeyler yazmalıyım dedim kendi kendime ne bileyim böyle biri dedi ki hadi oğlum yaz artık :) Bi de bi de unutmadan ekleyeyim bugün bişey daha yaptım.Gittiiiiim diğer hesabımdan takip ettiğim bloglarımı bu hesabıma da ekledim.Artık blog hayatımı tamamen buraya adamaya karar verdim.Aranızdan  " bize ne la ne yaptıysan yaptın diyenler " elbet olacaktır ama işte naparsın yazdım bi kere :)

Detaylara inmeden önce size de şarkının linkini vereyim belki yazıyı okurken dinlersiniz.


Bu şarkı bu sene sevgili Yonca Lodi tarafından müzik dünyasına tanıtılmıştı.Çok güzel bi şarkı ben çok severim eminim benim gibileri de vardır.Bu iki genç arkadaşımız da çok güzel söylemişler çok beğendim yani. Fevkaledenin fevkinde bi yorum.Hemen şarkı sözlerini yazayım.Şarkı dinlerken sözlere pek dikkat edemiyom ben sonra okumam yada şakıyı dinlerken kendimi sözlere adamam gerekiyo :)


Sen benim içimdeki büyük yangınların adı
Ben senin gecendeki mavi yada günündeki sarı
Sen benim şehrimdeki bütün sokakların adı
Ben senin yüzündeki çizgi yada dünündeki anı

Hadi kalk gel bul bi bahane
Birazcık heves biraz cesaret
İlk günkü gibi duruyor hala
Kalbin ömürlük bende emanet

Zeki Güner beyefendiye burdan saygı,sevgi ve teşekkürlerimi sunmak istiyorum böyle bi şarkıyla bizi buluşturduğu için.Her bir mısra ayrı bir anlam taşıyor.Günümüzün zirzop şarkıcılarının söylediği boş beleş şeyler söylemiyor gördüğünüz gibi...Adam ne aşkla yazmış ama ya... Aşk budur arkadaş ya valla bak aşk budur.Şimdiki aşkım,canım,cicim,bebeğim diyen sevgili meraklısı gençlerin ki aşk değil bence.. Çoğu insan sevgilim var demek için bi ilişkiye başlıyo zaten.Eee tabi facebook da " ilişkisi var " yazması da ayrı bi önem taşıyo zaten :) Aslında çok şey yazmak istiyorum da yazamıyorum :) Kelimeler yetmiyo galiba :p Ne demek istediğimin özeti şarkının sözlerinde yeterince açık ve net zaten dinlemeye devam.

Not: Videonun başındaki esneme efekti bu yazdıklarıma dahil değildir :)

İnsanlar Ne Kadar İlginç Değil Mi ?

Hiç düşündünüz mü bir insan hayatı boyunca ortalama kaç insanla tanışır yada bir şekilde bağlantı kurar,iletişimde olur,selam verir,ters ters bakar belki de sadece yanından geçer,bir otobüste yanyana oturur,fatura yada maaş kuyruğunda arka arkaya durmuş bile olabilir...Sanırım bu sayı milyonları bulur. İçinizden yok daha neler diyorsanız küçük bir hesap yapmanızı öneririm.Ortalama insan yaşını 70 alınız :p

Şimdi diyosunuz ki "Oğlum nerdesin sen ya ? Bu zamana kadar neredeydin ? " yani deseniz iyi olurdu hani :)  Hala beni izleyen kimsenin olmadığını biliyorum :) Bir gün birisi gelip bu yazıyı okuyacak inanıyorum (!) :p Sorum cevapsız kalmasın cevap vereyim.Teknik aksaklıklar,konferanslar,yarışmalar,röpörtajlar derken pek uğrayamadım :p Ama şimdi buradayım.İnceden inceye ses vermeye devam edeceğim.

Konumuza geri dönelim.İnsanların ne kadar da ilginç olduğundan bahsediyodum.Şimdi " bu da nerden çıktı yahu ? " demeyin hemen.Bu yaşıma kadar herkes gibi bende birçok insan tanıdım ve birçok bilgi birikimi edindim.Ve karar verdim ki insanları anlamak gerçekten çok zor.Bir insanı istediğiniz kadar tanıyın,hatta yapacağı hamleleri önceden tahmin edin.Eeee... ? Bu bize ne kazandırdı, neyi başardık ? Daha doğrusu biz aslında neyi anladık ? Basit bir kumar oynadık... Ya kazanırsın,ya kaybedersin.Tahmin yürüttük.Onun aklından geçenleri sadece tahmin ettik.Bu bizi medyum,kahin veya ne bileyim işte hoca yapmadı sonuçta... Buraya kadar yazdıklarımı okudum ve sonlara doğru resmen saçmaladığımın farkına vardım :) " Saçmaysa silsene oğlum ! " dediğinizi  duyar gibi oldum ama bu satırları yazarken o satırları silmemin blouma hakaret olacağını düşündüm.Hemen konuyu toparlıyorum...

Efendim son günlerde " Sil Baştan " adında bir kitap okudum.Muhtemelen aramızda bu kitabı okuyanlar vardır. ( Şu an aramızda kimse yok ama elbet bi gün olacak ben o gün için şimdiden aramızda dedim yani :p ) Okumayanlar için kısa bir özet geçeyim.Adamın biri 43 yaşında ölüyor,18 yaşında hayata geri dönüyor. Nan bu ne saçma bişi demeyin hemen... Neyse işte bu aslında bir döngü halinde ilerliyor.Adam 18-43 arasında gidip gidip geliyor.Tabi yaşadığı hayatı tekrar tekrar yaşadığı için bahislerden paranın dibine vuruyor.Adam ölüp ölüp doğuyor.Tek bir farkla...Her seferinde daha geç hayata başlıyor.Yani yaşadığı zaman aralığı kısalıyor.En sonunda adam 43 yaşında sürekli ölmeye başlıyor.Zaman eşitlenince yaşamına kaldığı yerden devam ediyor.

Gel gelelim blog başlığına...İnsanların ne kadar ilginç olduğundan bahsetmiştim.Yaşayabileceğimiz tek bir ömür var elimizde...Ne kadar yaşayacağımızı bile bilmeden yaşıyoruz bu hayatı.Tekrar tekrar yaşama şansımız olmadığı halde istediğimiz hayatı yaşayabiliyormuyuz ? Yoksa yaşayacağımız anları,hayatımızın bir sonraki bölümüne mi erteliyoruz ? Ya peki ertelediğimiz hayatı yaşayabiliyormuyuz ? Sanırım bu soruya evet diyecek yada diyebilecek çok sayıda kimse olmasa gerek.İşte gerçek yanlarımız burada ortaya çıkıyor.Hayatımızı ertelemeden yapacak bir şeyimiz kalmıyor.Daha kendi kendimizi anlayamazken başkalarına kendimizi anlatmaya çalışıyoruz.

Sonuç: ANLAM KARMAŞASI

Düşüncelerimizi anlatamamak,anlayamamak..." Seni anlıyorum " Çok sık kullandığımız iki kelime... Peki neyi anlıyoruz ? Karşımızdakini mi yoksa onun anlattıklarını mı ? Acaba o içindekilerini, düşüncelerini, duygularını,kelimelere yeterince dökebilmişmiydi ?