Su Altında Bir Anı !


     Aslında üst üste post yazmak gibi bi huyum yoktur ama takipçilerimden birinden bi istek geldi.. Peçeteye yazmış göndermiş kim olduğunu da bilmiyorum.. ( Bkz. Peçete ) Böyle rica etsem falan demiş, kırmayayım dedim.. Bana insan olun arkadaş... Hani biri gelse canımı istese böyle veririm yani :p  Burdan formspringde ki anonime sesleniyorum.. Bak da örnek al biraz !  

     Bundan 2 sene önce arkadaşlarla Marmaris'e tatile gittik.. Gidişi bile zevkliydi ya, çok eğlenmiştik orda.. Ben otobüste giderken uyuyamam, gözlerimi kaparım ama bi türlü dalamam uykuya.. Bizimkiler horul horul uyurken ben müzik dinledim.. Baktım diğer koltuktaki ablalar, teyzeler, bacılar da uyumamış... Hep bi araya toplandık sabaha kadar konuştuk :) 10-11 gibi indik otobüsten... Şöyle ben bi çevreme bakıyorum bir adet genç insan yok... Acaba doğru mu geldik diyorum.. Bu otobüsçüler bizi keklediler de başka bi yere mi getirdiler.. Marmaris'in böyle bi yer olmaması gerekiyodu... Tabi bizim kalacağımız yer de belli değil :) Önceden planlarsak tadı kaçıyo diye yer de ayırmıyoruz.. Elimizde valizlerle otel arıyoruz :) Bi yarım saat kadar dolandıktan sonra ben ve yarasa - benim arkadaşım olur kendisi - Marmaris'i iptal edip Alanya'ya gitme kararı aldık... Diğerlerinin baskısı üzerine gidemedik tabiki... Oteli bulduk, eşyaları yerleştirdik, hadi gezmeye !

     Bi şeyler yedik içtik, alışveriş yaptık akşam oldu zaten.. Sahil kenarında yürüyoruz falan derken barlar caddesine geçtik... Bara girdik çıktık otele dönüyoruz... Bi baktık bilgisayardan bişeyler izletiyolar.. Ne bu falan derken bi baktık dalış ! Buraya kadar geldik dalmadan gitmek olur mu ? Tabiki hayır ! Adamla konuştuk nasıl oluyo falan filan diye.. Anlattılar kafamıza yattı... Demesin mi kişi başı 50 TL ! Video çekiyoruz, fotoğraf çekiyoruz onlar da kişi başı 30 TL ! Hemen pazarlık olayına girdik.. Dalışı 30 TL'ye, CD'yi de 20 TL'ye korumasız olarak anlaştık... Ertesi gün sabah 10.00 dan akşam 17.00'ye kadar teknedeyiz... Dalış yapılacak yere gelmeden önce hocalar bize neyi nasıl yapacağımızı anlatmaya başladılar... Kıyafetlerimizi falan giydik... Suya atlıyoruz,gözlükleri takıp suyun altına bakıyoruz nasıl diye.. Ben şnorkel almışım bi tane deneme yapıyorum... Nefes alıyorum ama yetmiyo, çabuk çıkıyorum sudan... O sıra kafam dank etti.. Nan ben biraz sonra tüple buraya inecem ! Beni aldı bi heyecan... O sımsıcak havada buz gibi oldum.. Tir tir titriyorum... Baya böyle sallanıyorum, sesim titriyo :) Neyse paletleri falan her şeyi giyindik kuşandık.. Bizi batıracaklar.. Ben batamıyorum :) Önceden dalmış olanlar bilir.. Yelek ve dalgıç kıyafetlerinden dolayı suya batamıyosunuz.. Herkese ağırlık bağlanıyo... Tabi ben yeterince zayıf olduğum için normalde bağlanan ağırlıklar yetmedi.. Ekstradan ağırlık bağladılar...

     Ayağımızın yere basacağı bi yere geçtik.. Orda biraz deneme yapın suyun altına inecez dediler... Herkes bişeyler deniyo iniyo, ben yapamıyorum... Kafam suyun altına girince geri çıkarıyorum... Neyse hoca geldi biraz çalıştırdı beni, güven verdi biraz.. Heyecanım geçti... Tuttu kolumdan ortalara doğru götürdü... Yavaşça inmeye başladım... Tamamen suyun altına indim.. İşaretler var suyun altında anlaşmak için... Hoca iyi misin, sorun var mı diyo... Ben iyiyim diyorum ama nefes almıyorum... Bildiğiniz oksijen tüpü sırtımda, regülatör ağzımda oksijen geliyo ama ben nedense bi türlü nefes almıyorum :) Bi süre sonra artık tüpten gelen oksijeni kullanmaya karar verdim. Ama bu sefer de hızlı hızlı, az az nefes alıyorum.. Aldığım oksijen bünyeme yetmiyo :) Biraz daha olduğumuz yerde durduktan sonra ben nefes alış verişimi düzenledim... Diğer arkadaşların yanına gittik... Etrafımızı balıklar çevreledi.. Ekmek verdik balıklara.. Namussuzun biri elimi ısırdı ama götüm yemedi ki bağırayım :) Resimlerimizi çektiler, kamera kaydımızı aldılar.. Daha ileriye doğru ilerleyecektik ama baktım yok olmuyo... Ben kötüleşiyorum yavaş yavaş... Kalbim daha fazla bu yorgunluğu taşıyamayacak... Mecbur çıktım sudan... Sanırım sudan çıktıktan bi 15 dk. sonra kalp atışlarım düzene girdi ama çok zevkliydi.. Suyun altında hareket etmek o kadar güzel ki.. Herkese tavsiye ederim... Çok heyecan verici.. Marmaris'te her gün farklı bi tura katıldık ve tatilimiz çok zevkli geçti.. İyi ki de vazgeçip Alanya'ya gitmemişiz :)

     Dalıştan geldiğimiz zaman annemi aradım.. Böyle bi sevinç içerisinde haber vercem, ben daldım diye... Televizyonda falan izlerken hep hoşumuza gider böyle şeyler... Anneme söylediğimde verdiği tepki aynen şu oldu :

     Allah senin belanı versin ! Zaten hastasın, ya ölseydin !

     Ama ölmedim :p

Fos Çıkan Araştırmalar !

     
     Yine gözüme takılan bir yazıyı yorumlamak için karşınızdayım.. Efenim yine arkadaşlarımız üşenmemiş araştırmışlar. Bir erkeğin ilişki içerisinde olduğunu belirten göstergeler varmış. Aşağıda yazılı olanlar erkeğin, bir hanım kızımızla ilişki içerisinde olduğunun fakat bunun farkına varmadığını yada kabullenmediğini gösteriyomuş. Okudum tek tek... Okumakla yetinmedim kendi kendime yorum bile yaptım. Tabisi o yorumları buraya yazmıcam. Çünkü net ve çok kısaydı... Hani bi de buraya yazılmaz yanii.. :p

"Neyin var?" gibi normal arkadaşınıza sormayacağınız cümleler kurduğunuzda...
Bu ne kadar saçma bi cümledir arkadaş ya.. Ne anlamsız ne mantıksız bir yaklaşım... Bi arkadaşınızın morali bozuk olsa ne bileyim rengi solmuş olsa hasta olduğunu hissetseniz neyin var demez misiniz ?

Portakal suyunu bardakla içmeye başladıysanız...
Kaç kişi 1 lt' lik şişeyi kafasına dikiyo ? Bu ne pislik bi insandır yaa.. Nan ya başka biri gelir de içmek isterse ? Nası ikram edeceksin ağzını değdirdiğin şişeden ? Zaten böyle bi olay varsa ve öyle bi insanla bi kız sevgili oluyosa allah belasını versin onun ! :)

Garip otların adını ezberlediyseniz...
 Erkeği geçtim kaç tane kadın garip ot ismi biliyo ?

Haftasonu geldiğinde en az 100 TL harcıyorsanız...
Bi öğrencinin bu kadar harcaması imkansız... Ola ki harcadı kız arkadaşı bu çok harcıyo, tutumlu olmaz, evlensek paramızı çar çur eder diye düşünebilir.. Yani çok da gerçekçi gelmedi bana kii bi erkek arkadaşlarıyla da 100 TL harcayabilir.

Kendi iç çamaşırlarınıza dikkat etmeye başladığınız gibi La Senza, Grazia gibi kadın çamaşırı markalarını da ezbere biliyorsanız...
Bunu bilmek için sevgiliye gerek yok... Erkeğin, kız arkadaşının iç çamaşırını bildiği bi ilişkiden şüphe ederim.. O ilişki karışık bi ilişki olabilir...  :) Yok beraber iç çamaşırı almaya gidiyolarsa o  zaman erkekten şüphe ederim :) 

Seviştikten sonra zap yaparken Yemekteyiz programına takılı kalıyorsanız.
Bence seviştikten sonra yatar uyurlar. Tv izlemezler.. 

Gazetelerin pazar eklerinde tavsiye edilen restoranları bir an önce keşfediyorsanız.
Bu olabilir mümkündür.. Herkes sevgilisini en güzel yerlerde ağırlamak ister.

Market torbası yerine çöp poşeti kullanıyorsanız...
Boş market torbalarını napalım ? Pul koleksiyonundan sonra gel sana poşet koleksiyonumu göstereyim olayına mı girelim !

Onun arkadaşıyla iyi geçinmeye çalışıyorsanız...
Yahu bu bi kere kavga sebebi... Sen kızın arkadaşlarıyla arayı kurarsan kız kıskançlıktan çatlar goççum !

Hayatınız sistemli bir hale geldiyse; tabakları yıkamak, yemek ısmarlamak, market alışverişi, televizyon karşısında harcanan vakit ve seks...
Zaten herkes de seks yapıyo.. seks yapılmayan ilişkiler ilişki değil, yanlış yoldayız gençler !

Zamanınızın çoğunu İKEA'da geçirmeye başladıysanız. 
Evladım siz ilişki içinde misiniz, yoksa 2 ay sonra evleneceksiniz farkında mı değilsiniz ?

Biriktirecek tek kuruşunuz kalmıyorsa...
Olası muhtemel :)

Hayatımda bu kadar saçma bi araştırma sonucu görmedim !

Bu şekilde saçma sapan araştırmalarla yeniden karşınızda olabilirim :)

Mart- Nisan Ayları Gevşer Gönül Yayları !


     Sene 2011, aylardan Mart, ayın 21. günü, günlerden Pazartesi.. Kısaca bahar geldi artık.. Mart- Nisan ayları gevşer gönül yayları ! Eee bahar geldi havalar güzelleşiyo, kimse evde tıkılıp kalmak istemiyo ve kendini dışarı atıyo.. Hal böyle olunca insanlar cıvıl cıvıl, karınca gibi her yerdeler.. Açılıp saçılmışlar, güzellikleri ortaya çıkmış.. Ondan sonra da in releyşınşip olmuş.. Herkes layk yapmış..

     Mart ayının gelmesi, baharın başlangıcı olarak kabul edildiğinden resmen kedi muamelesi görmeye başladım.. Sürekli birileri bana senin neden sevgilin yok sorusunu sormaya başladı. Sürekli sorulan bi soru aslında bu ama ilkbahardan sonbahara kadar uzanan dönemde daha sık sorulan bi soru... Uzaktaki arkadaşlarımla telefonda konuşurken, eee sen anlat napıyosun kısmına gelince, ben aynı değişen bişey yok diyorum. Çünkü hakkaten değişen bişey yok. Hemen konu benim sevgilimin olmayışına bağlanıyo.. Yaa o değil bu soruyu soranların sevgilisi olsa neyse :) Hele bi tanesi var konuşmaya bile gerek duymuyo.. Direk ilk mesajdan konuya giriyo 

     " Senin bu ara sesin çıkmıyo ıhtan ıhtan iş mi çeviriyon ? "

     Benim sevgilimin olmayışı öyle bi hal aldı ki devlet meselesi olsa bu kadar sorun edilmezdi heralde.. Bi iki kez konuşulur konu kapanırdı.. Ama bu kapanması nerdeyse imkansız bi konu.. Formspring hesabımı kendi adımla açsam 10 sorudan 8'i kesin bu konuyla alakalı olurdu. Peki benim sevgilim neden yok ? Bu soruya benim cevap vermem ne kadar doğru bilmiyorum açıkcası... Çünkü bunu bana değil kızlara sormak lazım.. Benim dilimde tüy bitmesine rağmen hala soruluyo bi de buraya yazalım bakalım, geçen biri sordu çünkü..

     Bi kere ben yakışıklı olduğumu düşünmüyorum, bildiğiniz gibi zayıfım..  Hee bu arada 60'a çok yaklaştım :D Kızların off taş gibi erkek dediği biri değilim yani.. Bana kalkıp her şey dış görünüş değil demeyin.. Hiç tanımadığınız biri için her şey dış görünüş.. Her zaman söylerim, şimdi de söylüyorum. Bi mağazaya girdiğinizde bi t-shirt alacağınız zaman önce kumaşına değil, modeline bakarsınız. 1 kere 1, 1 yani.. Kimse yok ben önce kumaşa bakıyorum sonra modele bakıyorum demesin. Bu işin kuralı bu ! Bu sebepten dolayı ben de dünya güzeli bi kız aramıyorum elbetteki.. Aradığım kızın nasıl biri olduğunu bi yazımda anlatmıştım. ( Bkz. Post )

     Buna ek olarak cesareti olmayan biriyim.. Kızı beğeneyim hoşuma gitsin.. Bu kız bana bakmaz dediğim an bitmiştir o.. Bi kız görsem hoşuma gitse konuşmak istesem konuşamam pat diye.. Sevgili Müdür'ümün bu konudaki tespiti ise bu yazımda anlattığım ve bana çok koyan " HAYIR" cevabı.. Sen o hayırdan sonra kendini toparlayamadın diyo.. Ben bu görüşe ne kadar katılmak istemesem de haklılık payı var kabul ediyorum. Diğer türlü bi ortamda karşılaştığım bi kız hoşuma gitse azcık da olsa bi tanışma olduğu için ben ne yapar eder ayarlarım onu :) Sittir lan diyenleriniz olabilir hatta olacak ama istediğinizi demekte özgürsünüz.. Bi telefon numarası veya bi msn adresine bakar. İddaalıyım kendime fazlaca da güveniyorum. Karşılıklı konuşurken heyecanlanıyorum ama yazılı mesajda kendimi aşıyorum :)

     Şimdi ben her kızla çıkamam, kız güzel olsa bile benim aradığım kriterlere uymak zorunda.. Bi kere beyaz tenli olmalı. Bu allahın emri gibi.. Diğerleri kesinlikle ilgimi çekmiyo.. Kıl, tüy en nefret ettiğim şey.. Bi kız istediği kadar güzel olsun kolunda molunda kıl görürsem tiksinirim ben... Hele bıyık git öl.. Bazı kızların var yanaklarından falan çıkmış ki onlar hiç yaklaşmasınlar.. Gidin alın o bıyığı, sakalı, kılı, tüyü.. Erkekten ne farkınız kalıyo o zaman ? Nerde kızların bakımlı oluşu ? Benim sevgilim kesinlikle ve kesinlikle bakımlı olmak zorunda ! Çok kısa saçı da çok uzun saçı da sevmem.. Her gün topuklu topuklu giymesin... Giydiğini yakıştırsın.. Yeri geldiğinde 30-35 yaşında bi hanımefendi, yeri geldiğinde 20 yaşında cıvıl cıvıl bi kız olabilsin.. Temiz olsun, düzgün giyinsin.. Kırışık kuruşuk elbiselerle kıyafetlerle hiç dışarı çıkmasın... Ağır makyajı hiç sevmem.. Ki ben zaten çok makyaj yapan kızları hiç sevmem.. Sigaradan nefret ederim, sigara içmemeli.. İçiyosa da bırakmak zorunda.. Ses en önemli kriterlerimden biri... Ses cırtlak olmamalı.. İstediği kadar güzel olsun sesi beğenmezsem olmaz.. Standart bi kız olmamalı.. Bi yönüyle beni kendine çekmeli.. Giydiği bi kıyafet, saçına verdiği şekil, yürüyüşü ne bileyim bi şekilde kendini ayırmalı diğer kızlardan.. Mükemmelliyetçi miyim ? Evet !

     Peki sen bunları istiyosun da sen nesin diyebilirsiniz... Şimdi yazacam götü kalkmış diyeceksiniz :)  Şimdi ben az çok biliyosunuz bakımlı bi erkeğim.. Çoğu erkekten farklıyım.. Giyimime kuşamıma çok dikkat ederim. Her ne kadar hayatım boyunca anlayamayacağım tek şey kadınlar da olsa aslında kadınları anlarım. Haa bu nerden geliyo.. Biliyosunuz tek çocuğum.. Küçükken annemle az güne gitmedim :p Halalarımla aram çok iyidir.. Ayrıca internette çok fazla kaldım. Konuştuğum kişiler liseden çağından tut 45-50 yaşına gelmiş ama içi cıvıl cıvıl olan kızlar-kadınlar oldu.. Çok fazla sorun dinledim- cevapladım hiç olmadı yorum yaptım.. Alışverişi çok severim.. Sabahın köründe çıkıp gece yarılarına kadar bıkmadan usanmadan mağaza mağaza gezebilirim. Bütün gün gezmeye karşın hiç bişey alınmasa neden almadın demem.. Kızlara hiç cinsel açıdan bakmadım ki bu benim hayatta yaptığım en büyük hatalardan biri.. Diğer türlü erkekler kapış kapış maşallah :) Bi kere ben geleceğe yatırımım resmen.. Bu gün al ilerde sefasını sür... Okulum bitmek üzere bi mühendis adayıyım... Mühendislik yapmasam kendi işimiz var. Çok şükür ekonomik açıdan bi sıkıntım yok.. En önemlisi Görümce mörümce derdi yok :) Geçen gün gelen bi mesaj vardı aynen yazıyorum :

     Lan delirtme beni sana nolmuş mal mısın olum. Yeminle benim en kızdığım şey senin şu bana bakmaz lafın. Yılan gibi çocuksun, baba zengin, tip yerinde, mükemmel şahsiyet. Sana yeminle ben kız olsam sana kapak atardım direk :)

     Bu mesajda götüm kalkmıştı itiraf ediyorum :) Ama burdan da anlamış oluyoruz ki hani şu zengin koca hikayesi var ya.. Külliyen yalan... Kendimden biliyorum.. Tamam çok abartı zengin değiliz ama dediğim gibi geleceğe yatırım.. Zengin koca hikayesi çok eskide kaldı.. Artık herkes azıcık aşım ağrısız başım diyo.. Aşık olduğum erkekle yaşayayım bana yeter mantığı hakim.. Bir tezi daha çürütmenin haklı gururunu yaşıyorum :) Kısaca ben hem evlenilecek hem eğlenilecek erkeğim !

     Umarım neden sevgilin yok sorusunun cevabını verebilmişimdir. Yazı biraz uzun oldu ama elimden geldiğince en detaylara kadar inip anlatmaya çalıştım.. Ben aradığımı bulana kadar sevgilim olacağını sanmıyorum. Lay lay lom peşinde değilim.. Olursa temiz olsun ;)

Not : Seneye Ankara'da iyi bi şirkette küçük bi ihtimal bi işin olma olasılığı var.. Eğer o iş olursa ve benim çevremdeki kız sayısı etiket dolayısıyla erkek sayısını geçerse, bu anlattığım benden eser bırakmayacağım ! İçindeki orospuyu ne zaman çıkaracaksın diyenlerin cevabı da bu olsun..

< 3 Şarkı > !

     
     Yıllardır Power Fm dinleyicisi olan ben son aylarda bi Metro Fm'e bağlı kaldım.. Power Fm artık beni kesmiyo ne bileyim böyle yeterli gelmiyo... Neden yabancı müzik diye soracak olursanız da valla bilemiyorum.. Tam olarak yeterli bi açıklamam yok gibi.. Ama müzik kalitesi olsun, şarkının bağlayıcılığı olsun beni daha fazla çekiyo... Türkçe müziklerde bu kadar kalite bulamıyorum malesef.. Türkçe müzik de dinliyorum elbetteki tamamen bırakmış değilimm.. Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere size 3 şarkı önerisinde bulunacam...

Enrique Iglesias- Tonight ( I'm lovin you )
    
     Bu şarkının bende şöyle bi anısı var... Bi kaç yazımda okumuşsanız bilirsiniz... Saç modelimi değiştirmek için bi süre saçımı uzattım... Bu sırada yeni bi model arıyorum tabiki.. Her gün gazetelerde, dergilerde, internet sitelerinde fink atıyorum.. Bir akşam arkadaşlarla oturmuşken gazetede bi resim gördük.. Bu model sana çok yakışır dediler.. Benim de hoşuma gitti.. Saç modelinin sahibi kim ? Tabiki Enrique Iglesias ! Benim de aklıma yattı.. Saçım zaten yeterince uzundu.. Eve geldim araştırıyorum sağdan soldan nası duruyo diye.. O sıralarda radyoda dinliyorum ama bi türlü adını bilemiyorum bu şarkının... İnternette Enrique'nin saç modeline bakarken klibe rastladım... Saç modeli tam istediğim gibi... Aradığım şarkı da bu ! Evet evet bu bi işaret dedim kendimce... Sonuç olarak o model olmadı tabiki... Aylarca kestirmediğim saçımı bi çırpıda en kısa haline getirdim :)  Ayrıca bu klibi izleyince aklıma Rihanna'nın S&M klibi geldi.. O klipte +18 varken bunda olmaması gerçekten ilginç ?

 

Alexandra Stan- Mr.Soxobeat

     Bu şarkıyı ne zaman dinlesem hep arabada oluyorum.. Şarkının sözlerini az çok aklımda tutabiliyorum fakat ne hikmetse bilgisayar başına gelince unutuyodum. Geçtiğimiz hafta zor bela aklımda " freak " kalmıştı. Tabiki sadece freak'ten bulunmuyo şarkı.. Bi şansımı deneyeyim dedim twitter' a yazdım. Kimse iplemediği için yine bulamadım. Fakat bu hafta dönüm noktasıydı. Şarkı çalmaya başladığında işyerine çok yakındım. Ve bir cümleyi kesin olarak ezberlemiştim. " You make me like a freak ! " Arabadan inip bilgisayar başına gidene kadar bu cümleyi tekrarladığım için işyerindekiler bana uzaylıymış gibi baksalarda ben amacıma ulaşmıştım. Youtube'a yazdığımda ilk sonuç olarak çıkması beni acayip mutlu etmişti... Alexandra'nın klibin 02.39 dakikasında yaptığı dans bende ayrı bi etki bıraktı.. Nedenini bilmiyorum ama çok tatlı geldi.. Manyak mıyım neyim ?


Jennifer Lopez ft. Pitbull- On The Floor

     Bu şarkıyı ilk dinlediğim zaman fazla üstünde durmadım açıkcası... Lambada'nın melodisini duyunca heralde mix'lemişler dedim. Pitbull'un sesi kulağımda o kadar yer etmiştiki artık.. Arkadaşlarla Marmaris'e tatile gittiğimizde I know you want me' yi çalmayan bar yoktu.. Ne hikmetse sanki hepsi aynı anda çalıyodu ve artık kusacak duruma gelmiştik... Pitbull'un sesini onbinmilyar ses arasından seçebilecek durumdayız :) Dün gece sevgili Müdür'üm şu şarkı çok güzel diyince şarkıyı aslında Jennifer'ın söylediğinin farkına vardım... 


     Üç şarkı da kop kop şarkısı bence.. Şarkılar ve klipleri tek kelimeyle muhteşem ! Hani belki benim gibi şarkıyı dinleyip adını bilmeyenler vardır diye yazdım bu yazıyı...

300-500 pattis körtiss !

Yeni Meşhur Olmuş Kişiye Sorulacak Sorular ! (MiM)


     Mim yazmayalı tam 15 gün olmuş... En sevdiğim mim'lerden gelmiş.. Soru cevap şeklinde.. Yaa bayılıyorum böyle soru cevap olanlara... Her türlü röportaja açığım yani :p Mim'i masalların en turunculusu, turuncu masallar Pınar göndermiş. Erkekleri ilgilendirmeyen sorular var ama napalım iki satır yazcaz artık :)

1. Hayalinizdeki meslek nedir?
    Valla ne yalan söyliyim Ali Ağaoğlu gibi bişe olmak isterdim hanii... Ama napalım artık biri yanına yönetici alırsa yok demem hani :p

2. Kışın sürmeyi en sevdiğiniz parfüm?
    Yaz kış ayrımı olduğunuu daha yeni öğrendim.. Hatta geçen Leah nası bilmezsin dedi.. Kozmetik işini bilmiyorum yaa... Şu ara Davidoff Champion kullanıyorum.. Şişesi güzel diye aldım ama kokusu da iyi yani tavsiye ederim.

3. Çay mı, kahve mi? Kaç şekerli/Sütlü, sütsüz?
    Çayla pek aram yok... Kahve tercihimdir... Üçü bi arada olursa tek şeker.. Diğer türlü dört

4. En önemli makyaj hileniz?
    Erkek olmam münasebetiynen makyaj yapmıyorum. Ama saçımda ki beyazları çok güzel saklarım hani :)

5. Tam şu anda kucağınıza bir cin düşseydi ve 3 dilek hakkınız olduğunu söyleseydi, ne olurdu?
    Kesin 3 dk. süren var derdi.. Ben de abidik gubidik bişeler isterdim... Şimdi dünyada barış falan demeyecem, o sıra herkes götünü kurtaracağı için yalan söylediğim anlaşılır. Bu sene diplomayı almak isterdim. Ankara'da ki iş olsun isterdim. Ee bi de bi sevgilim olsun onla evleneyim daha ne istiyim :)

6. Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve tatlı. Bu öğünlerden ömrünüz boyunca yalnızca bir tanesini seçmek zorunda kalsanız, hangisi olurdu?
    Tabiki kahvaltı... Kahvaltı yapmadan diğerlerinin hiç bi anlamı yok bende

7. Eğer Hello Kitty olsaydınız, kurdelanız ne renk olurdu?
    Mavi olur siyah olur... Olur yani..
8. Eğer ömrünüz boyunca yalnızca bir tane takı takma seçeneğiniz olsaydı bu ne olurdu? 
    Yunus kolyem

9. Sahip olmak istediğiniz bir yetenek?
    Karşımdakinin düşüncelerini okusam yeter :)

10. Bitince almaya devam edeceğiniz bir kozmetik ürünü?
     Traş köpüğü kozmetik ürününden sayılır mı bilmiyorum ama almaya devam etmek zorunda olduğum en önemli şey olurdu heralde... Sayılmıyosa parfüm diyelim :)

11. Eğer geleceği görme şansınız olsaydı, görmek ister miydiniz? Evetse tam olarak neyi görmek isterdiniz?
     Elbetteki görmek isterdim... Bundan 10 yıl sonrayı görsem yeter.. Ne durumda olduğumu bilmek isterdim... Düşünsenize bi de 10 yıl sonra ölmüşüm... Bu şans da boşa gitti. Hay mq :)

12. Gizli ünlü aşkınız kim? (Fotoğraf koyun!)
      Hem gizli hem ünlü bi aşkım yok... Benim olamayacak şeylere aşık olma gibi bi düşüncem hiç olmadı... Ama bi Scarlett Johansson olsa fena olmazdı hani :)

Doğru... Bakıyım Valla Doğru !

    
     Hiç üşenmemiş kalkmış erkeklerin evlenmek istedikleri kadınlar hakkında araştırma yapmışlar. Tam 37.147 kişiye sormuşlar... Ki ben her zaman böyle testlerin formspring'den yapılmasından yanayım... Anketörlük bitti hemşerim... Büyük bi çoğunluk kendine soru sorulsun diye açmış bi hesap ki ben de varım bunların içinde..   ( Bkz. Ben )
    
     Sonuçlara gelirsek ipi göğüsleyen öğretmenlerimiz olmuş.. Kendilerine hayırlı kısmet, bir ömür boyu mutluluklar diliyoruz...

Öğretmen 24%   Ev hanımı 15%   Hangi meslekten olduğunun önemi yok 12%

Hemşire 10%   Bankacı 9%   Hostes 7%

Manken 6%   Sporcu 5%   Avukat 5%

Polis 3%   Müzisyen 2%   Sekreter 2%

     Gördüğünüz gibi burada yazan mesleklerden olmayanlar evde kaldılar :p Bilmem dikkatinizi çekti mi ama bir doktor, bir mühendis, bir mimar listeye girememişler. Genel kanıda bu aslında, itiraf etmek gerekirse... Erkeklerin gözünde öğretmen bi eş kesinlikle bulunmaz nimet diyebilirim. Yıllardır tanıdığım Bülent Abi'nin zamanında bana bi nasihati vardı :
    
     Beni bi abi olarak görüyosan şu lafımı unutma... Evleneceğin kişi öğretmen olsun.. İkiniz çalışırsınız ekonomik durumunuz iyi olur.. Yazın 3 ay tatili var... Okul yarım gün... Okuldan sonra eve gelir, kendi işini de görür, çamaşırını da yıkar, bulaşığını da yıkar, çocuğunu da yapar.. Halimizi görüyosun.. Sen böyle olma ! 

     Şimdi bazılarınız elbetteki bu görüşe karşı çıkacaklar... Kadınlar makine mi, onu yapsın bunu yapsın vs vs..  Ama ben de bi kadın için en iyi mesleğin öğretmenlik olduğunu düşünüyorum. Hemşirelik de güzel bi meslek ama onun da sıkıntısı çok.. Ben gözümle görüyorum. Oturduğumuz apartmanda 5 tane hemşire var ve hepsinin eşleri de öğretmen... O çocuklar perişan ya.. Nöbetidir, şudur budur derken çocuklar annelerini doğru düzgün göremiyolar. Babaları her şeyleri olmuş artık. Sabah baba okula götürüyo, öğlen alıp geliyo.. Hani bazen bu durumu görünce lanet olsun parasına eşim çalışmasın diyo insan ama... İşin ekonomik boyutu, çocuğun daha iyi yaşam şartları akla gelince yine bi lanet olsun diyosun...

     Bi de şu var kadının ekonomik özgürlüğü.. Bu çok önemli bi konu.. Nasıl bi erkek istediği zaman istediği şeyi alabiliyosa, kadın da almalı.. Bi şey alacağı zaman eşinden para istememeli... Ben babamdan para isterken yerin dibine girip çıkıyorum, o durumu düşünmek bile istemiyorum...

     Listede neden bir doktor, neden bir mühendis yok ? Bildiğiniz gibi bu meslekler kariyer peşinde koşan meslekler...  Bildiğiniz üzere - bilmiyosanız da öğreneceksiniz- makine mühendisliğini okumaya çalışıyorum.. Devlet işi olmadıktan sonra, özel sektörde kendinizi geliştirmek zorundasınız. Hep bir adım daha nasıl ileri giderim diye düşünüyosunuz. Bi de düşünsenize makine mühendisi bi kadın, fabrikada... Hayatta çalıştırmam :p Zaten makinede kız olmaz da yani... Hele güzel peehh... Olsa bile birinden ben güzel olurum, diğeri benden yakışıklı olur :) Doktor desen uzmanlıktır carttır curttur derken zaten 30 yaşına geliyo zor bela evleniyo.. Ondan sonra adam çocuk istiyo, yok ben doğuramam, yok bakamam... Bu adamın ne zaman çocuğu olacak ? Amca mı desin baba mı desin ne desin yani ? Bi de çocuk da yaparım kariyer de lafı var.. Yapamazsın arkadaş olmaz :p

     Bence listedeki ilk 5 kesinlikle doğru... Aslında bi de bunu kadınlar için araştırsalar iyi olurmuş. Blogumu okuyanların %90'ı kız olduğuna göre yorum olarak tercihinizi belirtirseniz mesut, bahtiyar ve daha sayamadığım bilumum güzel şey olurum... Yazımı noktalamadan önce diyorum ki ;

     Bu devirde kızlar Real Madrid kadar havalı, Barcelona kadar başarılı olsa da bi topun peşinden koşar...

belirtmeden geçemicem hanii... Bi de unutmadan

     Bu iş olur olmaz değil ama bizi de bitirir... Bunu da söyliyim.. ! ;)

 

Ama... Ama İşte !

     
     Ben  hayatımda kimseden hoşlanmadım diyen yoktur sanırım. Diyosa da yalan söylüyodur. Bazılarımız biraz daha cesaretli olup hoşlandığı kişiye duygularını aktararak sevgili boyutuna geçerler. Devamında ise bazısı evlenir, bazısı ayrılır, bazısı evlenip, ayrılır...

     Kimileri için ayrılık gerçekten mutluluk, kimileri için tarif edilmez bir acıdır. Bazı kişiler vardır genelleme yapmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Bu yazıyı okuduğunuza göre muhtemelen DNS ayarlarınızı değiştirmiş olmalısınız. Yani ya iyi bi blog okuyucusu yada bi bloggersınız. Çoğu bloggerın twitterı var. Hepimiz günde yüzlerce tweet, onlarca blog okuyoruz. Blog okumaya başladığımdan beri bi şeyin farkına vardım ki, sosyal medyada erkekleri kötüleyen hanım kızlarımız/ablalarımız baya bi popüler... Ve anlamadığım bi şey ki bu kadar kötülemeye karşın %90'ı sürekli bi arayış içerisinde... Kalan %10 luk kısma saygı duyoyorum. 

     Sürekli bi genelleme yapma, bir erkeğin yaptığı şeyi tüm erkeklere mal etme durumu var. Tüm suçu erkeklere bulanlar acaba yaptıkları seçimler hakkında hiç düşünmezler mi bilmiyorum. Seçimi yapan kendileri ama yanlış yapan erkekler olur genelde.. Bu olaylardan sonra yaşadıklarını, düşüncelerini yazdıklarında ise büyük bi kitle sanki o yaşananları kendileri de yaşamış izlenimi veriyolar. O anlatılanlardan bir kelimesi aynı olsun yeter. Hani derler ya göz görmek istediğini görür diye.. Neresinden bakarsanız orasından görürsünüz. Ayrıca bu kişilerin ayrılıktan sonra yaptıkları acitasyona da nedense bi türlü inanasım gelmiyo...  Her neyse, konumuz gerçekten ayrılık yaşayanlar...

     Ayrılık acısının etkisi, yaşadığınız şeylerle doğru orantılıdır. Ne kadar güzel anınız varsa o kadar derin acınız vardır. Bazen o kadar özlersiniz ki attığınız tripler, yaptığınız kavgalar, tartışmalar bile size komik gelir ve içinizden keşke dersiniz... Çevrenizden hep duyarsınız geçer, geçecek üzülme diye... Ama kimse bilmez sizin içinizdekileri... Dışarıya istediğiniz kadar gülümseyin, içinizde hiç susmadan ağlayan bi çocuk vardır. O çocuk tüm enerjisini ağlamak için kullanır ki bu enerjiyi de sizden alır. Sus ağlama demek size kalmıştır ama bi türlü gücünüz sus demeye yetmez...

     Çivi çiviyi söker derler böyle durumlarda... Birini bulursan unutursun'ları duyarsınız etrafınızdan... Ama birini bulmak ister misiniz diye sormaz kimse size... Yüreğiniz el verir mi yeni bi ilişkiye... Her yeni gün onu unutmanız gerekirken, o günün sizde bi anısı varsa nasıl unutabilirsiniz ki ? Onun aldığı hediyeleri atın, telefonunu silin, resmini atın.. Atın ama onu onu kalbinizden silebilir misiniz ? Onu ordan bi kağıt parçası gibi buruşturup atabilir misiniz ? Şimdi soruyorum size o çok kolay akıl verenler, atabilir misiniz ?

     Zaman geçer, takvim sayfaları aradan geçen ayları gösterir... Uzun zaman geçmiştir farkındasınızdır. Artık kendinize yeni bi defter almaya gitmek istersiniz ama elinizdeki defteri atmaya kıyabilir misiniz ? En çok merak ettiğiniz acaba o nasıldır... Acaba beni unutmuşmudur... İster istemez takip edersiniz, alıkoyamazsınız kendinizi... Çok sinirlenirsiniz bazen ama sinirinizi yine kendinizden çıkarırsınız.. Ona bişey diyemezsiniz... Gece yastığa başınızı koyduğunuzda o gelir aklınıza... Her gece birbirinize mesaj atıp öyle uyumuşsunuzdur... Uyursunuz, uyanırsınız yeni bi güne başlarsınız... Unutması zor olacak elbette... Çok zor olacak... Oyalamanız gerek kendinizi... Unutmanız gerek... Geçmişin içinden çıkmanızın zamanı gelmiştir artık... 

     Günü gelir belki bi şarkı, belki bi film.. Belki filmde küçük bi replik, belki şarkıda ki bi mısra... Gözlerinizden akan iki damla yaş sizin ağlak olduğunuzu değil, kendinizden bi parçayı orda bulduğunuzu gösterir !

    
      *Not : Çok mu ciddi oldum ne ? :)

O Film de Ya Ben !

     
     Bugün böyle bi mutluyum bi mutluyum anlatamam... Bir ay önce beyaz perdeye çıkan ve benim gitmek için can attığım filme gittim. Daha doğrusu gittirildim :) Arada sırada bazı isyan yazılarımda bahsetmiştim zaten hangi film olduğunu... 

     " Aşk Tesadüfleri Sever " !

     Film vizyona gireli tam bir ay oldu, gerçi buraya 2 haftadır geldi. Tatil döneminde erkek arkadaşlarımla gidemediğim için çok üzülmüştüm. Gidebilecek bi sevgilim bi kız arkadaşım da olmadığı için anca gidenlerin yorumlarını okudum. Filmin gelmesini dört gözle bekleyen ben filme gidememenin üzüntüsünü bi ay boyunca yaşadım... Taa ki düne kadar !

     Üniversitede fazla arkadaşım yok.. Yani var da arkadaş var arkadaş var işte... Saysan bir elin parmakları kadar falan... Dünde dersten çıkmışım yurda doğru ilerlemek üzereyim.. Arkadaşımın sevgilisini aldık kütüphaneden okuldan çıktık tam ayrılıyoruz. Kız tutturdu İnce ilaa sen de gel... Ben söylemiştim ona güzel film mutlaka gidin diye.. Benim de gidemediğimi biliyo... Ama onlar beraber gitsin istiyorum.. Yok yok siz gidin diyorum.. Hala ısrar ediyo gel diye.. Ben yahu yok gidin diyorum ama siz onu benden sorun.. Her yok dedikçe sanki içim parçalanıyo :) Sonra tabi ısrarlara dayanamadım daha fazla bi baktım aa sinemadayım :p

     Film başından belli ediyo güzel olduğunu zaten.. Harika bi filmdi. Gitmeyen varsa gitsin, gerçekten pişman olur gitmediğine... Filmin gösterimden kalkmasına doğru tekrar gitcem ben doyamadım :) Filmi izlerken kendimden bişiler buluyorum böyle. Çok acayip bi duygu... Benimde aynı bisikletten vardı. İnsan böyle kendinden bi eşyayı görünce  mutlu oluyo :) O da evin tek çocuğu. O da şarkı söyleyip sesini kasete kaydediyo. ( Benim kasetlerim de hala durur ) Sonra çocuk hastaneye gidince doktor rtim bozukluğu var dedi... Dedim tamam olum İnce doğru yerdesin, hikaye seni anlatıyo :) Ben de ki rtim bozukluğu lisede farkedildi.. O günden beri eskisi gibi futbol oynayamıyorum. Bi adamın peşinden sahayı dolanan ben bi gidip gelince tıkanıyorum.. Haa bu arada ben de ilaç içmiyorum, yaşasın özgürlük ! :) Tek fark benim çocukluk aşkım olmamıştı :D

     Film ilerliyo adamın evini gösteriyo.. Tam benim hayallerimdeki gibi. Arkadaşımın sevgilisi de o sıra dönüp " tam senin istediğin gibi ev dimi ? " deyince filme kapılmadığımın farkına vardım. Yaş olmuş 34 adam hala bekar, çalışıyo iş güç falan... Benim geleceğim ya aynısı...  Bi de o yaşlarda öldüm mü tamam işte :)

     Hiç bi filmde bu kadar ağlamamıştım ya.. O nası bi filmdi... Çocuk düşüyo bayılıyo ben ağlıyorum, babasıyla tartışıyo ben ağlıyorum, babası kasete konuşuyo her cümlesi içimi parçalıyo, hastaneye düşüyolar ağlıyorum, kız ölüyo annesinin halini görüyorum ağlıyorum... Filmin son yarım saati sürekli ağladım.. Bi de iki de bi sormuyolar mı İnce ağlıyo musun diye.. Ağlıyoruz işte sormayın alla alla.. Çocuk öyle yere yıkılınca içimden bi gün acaba ben de mi diye düşündüm... Yine ağladım :) Oscar'lık film yeminle bak... O babasının kasete kaydettiği sözleri içime öyle bi işledi öyle bi işledi anlatamam ya.. Aklıma çok şey geldi ama bi şey daha fazla geldi... 

     Hani bi aşk hikayesi yazmıştım ya.. Son yazdığım hikayede bişe gizledim. Bkz. Vol 4 Ama hikayeye o kadar kapıldınız ki kimse ne dediğimi fark edemedi... Kimse anlamadı.. Belki şimdi tekrar okuyacaksınız yazıyı anlamak için... Muhtemelen anlamayacaksınız :) Evet size anlatmadığım bişey var... 

     Hani böyle birini özlersiniz... Hani belki facebook'u vardır... Resmi değişmiştir uzun zaman sonra... Görmek istersiniz ya hani tıklarsınız resim açılsın diye.. Resim küçüktür iyice yakından görmek istersiniz.. Hani tıklarsınız, tıklarsınız o resmin açılmayacağını bile bile... Ama tıklarsınız... Belki de hiç usanmadan... İşte öyle bişey !

     *Not : Beni sinemaya götüren arkadaşlarıma burdan teşekkür ediyorum. Kimsesiz bi çocuğun elinden tutup gezdirirsiniz ya, öyle bişey işte :)