Quantico'dan Kaçtığımı Söylemiş Miydim ? ( MiM)


     Okulların tatil olmasından mıdır yoksa Blogger'ların mim yazma hevesimi çoştu bilemiyorum ama nerdeyse hergün yeni bir mim yazısıyla karşılaşıyorum. Hatırlarsanız geçen günlerde Çilek çalmayla alakalı bir mim vardı. Aslında bir testti ve bizler cevap verdik. (Bkz. Mim) Bazı cin fikirli Blogger arkadaşlarımız soruların Kokoloji vari olduğunu farketmişler. Engel falan var karşıma çıkacak zorluklara nasıl bi tepki vereceğim hakkındaki sorular bunlar çilek bahane diye düşünmüşler. Tabi böyle bi durumda içlerinden gelerek cevap vermeleri mümkün değil zeki görünmeleri gerekiyo.. Oturmuşlar. düşünmüşler taşınmışlar mükemmel cevaplar hazırlamışlar.. Fakat gelin görün ki bu testin sonucu yasak ilişkiye çıktı.. Çitin yüksekliği sizin kendinizi kontrol yeteneğinizin ve cinsel dürtülerinize göstereciğiniz direncin derecesini gösteriyor... Daha gerisini  de söylemiyor ve cin fikirli Blogger arkadaşlarımıza yılın abazaları ödülünü vermek için sahneye Hüseyin Kaya'yı davet ediyorum.. Alkışşşş !!!!

     Neyse efendim konumuz bu değil... Konumuz geçen gün yazdığım Merak adlı yazımda aldığım ilginç tepkiler..( Bkz. Yazı ) Yazımdan sonra anladım ki meraklı insan sayısı düşündüğüm kadar da az değilmiş.. Haa tabi yorum yapanların ve Blogger'ların çoğu kız olduğundan dolayı meraksız olmaları biraz düşük bi ihtimal... Ben de vergisini veren bi vatandaş olduğum için düşündüm, taşındım ve bi karar verdim.. Düşündüm, neden ? Çünkü beyin bedava.. 

     Bir mim başlatmaya karar verdim.. Tabi ki bu da merakımdan kaynaklı.. Bu kadar meraklı Blogger acaba merakı için neler yaptı ? Soruyu daha derli toplu bi hale getirirsem ;

     " Bugüne kadar merak ettiğiniz bir kişi, nesne, olay, vs. için ilginç, çılgın veya sizden beklenmedik bir şey yaptınız mı ? Yaptıysanız açıklar mısınız ? "

     Blogu başından beri takip eden yada geçmiş yazılarımı okuyan varsa bilir, hayatımda ilk defa bi kızla konuşmaya çalışmıştım. O gün ilk ve son oldu zaten.. O kızın kim olduğu adını öğrenmek istemiştim. O yazıda anlatmıştım ama yaptığım en ilginç şeylerden biri o olmuştu..( bkz. Yazı ) Hani merakımdan bazı kişilerin kim olduğunu buluyorum teknoloji sayesinde ama onları anlatamam kusura bakmayın artık... Bi yerde meslek sırrı..

     Arkadaşların zorlamasıyla kütüphaneye gittik. O günde hoca bi ödev vermiş araştırmamız için bütün bölüm kütüphaneye yığılmış. Ben de kütüphanenin o halini görünce kitaplardan umudu kestim, içerde dolanıyorum.. Bi baktım o kızın arkadaşı da kitap arıyo.. Yapışık ikiz gibiler zaten kesin o da burdadır diye kütüphaneyi aradım durdum ve tabiki de buldum.. Kalbim çıkacak kadar atsa da sakinliğimi korudum yavaş yavaş yaklaştım.. Kitaplara bakma bahanesiyle yaklaşıyorum.. Tam böyle konuşma mesafesine kadar inecektim ki arkamdan gelen insan kılığındaki bir hayvan buna engel oldu. Neymiş bizi tanıştıracakmış. Hani kızı tanısa neyse diyecem.. Sonra da diyolar ki sen sınıfındakileri niye sevmiyosun.. Böyle bişe sevilir mi ? Makineci  gördün mü kaç diyecem ama lanet olsun ki ben de bi makineciyim.. Böyleleri yüzünden adımız çıkıyo.. Kurunun yanında yaş da yanıyo.. Yaş = Ben

     Tabi benim bu olayın üzerine kütüphanede durmam mümkün değil... Kütüphaneden çıkmak için kapıya doğru yöneldim. Tam çıkarken  bu kızın arkadaşıda barkod okuyucudan kitabı geçiriyodu ve şahin bakışlı gözlerim elime geçmiş bu fırsatı kaçırmadı.. Kitabın adını mıh gibi kazıdım aklıma... " Analitik Kimya... "  Güzel bi ipucu oldu benim için ama çok fazla soru işareti var.. Bu kızla o kız aynı bölümde mi ? Bu ders hangi bölümlerde var ? Başka bi bölümde olup kimya bilgisi içeren bi proje hazırlamış olabilir mi ?  Kimya içerikli o kadar çok bölüm var ki.. Kimya öğretmenliği, kimya mühendisliği, metalurji malzeme, fen edebiyat kimya, teknik eğitimde kimya var mı bilmiyorum.. Allahtan eczacılık yok üniversitede...

     Yurda geldim Google'dan dersi arıyorum farklı üniversitelerde nerdeyse her bölümde çıkıyo.. Baktım olmuyo çıkamıyorum işin içinden bizim üniversitenin sitesinden açtım bütün bölümleri aradım taradım, biraz da mantığımı kullanarak seçenekleri üçe indirdim. Kimya öğretmenliği, kimya mühendisliği, fen edebiyat kimya... Hepsinin ders programını indirdim... Dersleri tek tek inceledim.. Elime geçen en önemli veri kızın 1. sınıf olduğu.. Hangi bölümde olursa olsun banko 1. sınıf.. Kimya mühendisliğinin ertesi gün fen edebiyat bölümünde laboratuvar dersi olmasının benim için bi işaret olduğunu düşündüm... Bi taşta iki kuş... Laboratuvarda bulamazsam fen efedebiyattı ararım dedim ve  gittim... Nokta atışlarım beni yanıltmamış kızı laboratuvarda bulmuştum.. Böyle elimle koymuş gibi... Adını öğrenenemiştim ama napalım en azından hangi bölümde olduğunu, kaçıncı sınıfta olduğunu elimde hiç bi bilgi yokken bulabilmiştim. Gerçi şimdi olsa üniversitenin otomasyonuna girer yarım saatte bulurum ama napalım işte... O zaman uğraşmıştım.. Merakımı gidermek için yaptığım en ilginç şey buydu sanırım :)

     Şimdi gelelim kimleri mim'leyeceğime...  Meraklı olduğunu düşündüğüm en azından merakını gidermek için bi şeyler yapmış Blogger'ları mim'leyeceğim.. Merak yazısına yorum yapanları da mim'leyeceğim ama mim yazmayı sevmeyenler var onları es geçiyorum, onlar kendilerini biliyolar. Ve her zaman ki gibi önemli olan benim mim'lediklerim değil, onların kimi mim'leyeceği... Bu arada yazmak istemeyen yazmasın, darılmam gücenmem

Missbone ( Al sana post olsun, giyersin :p )

Merak !

     
     Merak, Vikipedi'den aldığım resmi bilgilere göre,  " İnsanlarda ve hayvanlarda gözlenen araştırma ve öğrenmeye yönelik bir davranış biçimidir. Ayrıca merak bu davranışa yol açan duygunun adıdır. Merak insanlık tarihinde bilim ve teknolojinin gelişmesine yol açan en önemli niteliktir. " Ayrıca merak ile ilgili güzel atasözlerimiz, deyimlerimiz var ama şmdi açıklamaya gerek yok...

     Merak yediden yetmişe hepimizin içinde var. Kimisi bu duygusunu bastırmış, kimisi üstüne gitmiş. Sanıyorum ki günümüzde meraklarımızı giderebileceğimiz yegane yer internet ve tabiki Google.. Özellikle ben Google'ı çok aktif kullanan biriyim.. Aklıma takılan bi şey olduğunda mutlaka Google'ı kullanırım. Google çok büyük bi arşiv.. Arayıpta bulamadığınız şey nerdeyse yok... Merak kişinin kendini geliştirmesi için bence büyük bi artı.. Meraklı olmak her zaman iyi olmasa da çoğu zaman işe yarıyor.. Ben bugün bilgisayarı gözü kapalı kullanabiliyorsam, bilmediğim programları 1 hafta içinde öğrenebiliyorsam, merakımın sayesindedir. Tabi üşengeç bi insan değilim bunun da etkisi var. Aradığımı bulamayınca hemen bırakmıyorum. İyice üstüne gidiyorum... Araştırmayı seviyorum demek belki daha doğru bi tanım... Hep hayal etmişimdir bi odam olsun, içerde 4-5 tane bilgisayarım olsun ekranları kocaman olsun... İstediğim zaman gireyim saatlerce, günlerce kalayım içerde.. Araştırma işi sakin kafayla olmalı rahat olmalı yani.. Şeytan ayrıntıda gizlidir.. Bugün üniversitenin otomasyonunda ki açığı görüp fink atabiliyosam bu merakım sayesinde oluyo... Kötü yanı sadece öğrenci kısmını açabiliyorum :/  Facebook üzerinde çalışmalarım var.. Kodları çözebilecek bi program yazabilirsem burada detaylarını açıklarım.

     Tabi ki merak sadece öğrenmeyle alakalı değil... İnsanları merak ediyoruz, özel hayatları merak ediyoruz.. En basitinden Blogger'ı örnek verebiliriz.. Kimliğini gizleyerek yazı yazan bir çok yazar var.. Yazar olmayıp sadece yorum yapanlar var.. Okuyucu olarak elbetteki merak ediyoruz, bizi dürten bi şey oluyo.. Sizi bilmem ama benim oluyo ne yalan söyleyeyim :) Yorum yazan bi çok insan var merak ediyorum. Yazılarını okuduğum insanlar var.. Bu yazıyı kim yazmıştır, nasıl biri acaba diye merak ediyorum. Kii eminim benim gibi yüzlerce hatta binlerce insan var.. Bunu formspring hesabı olan blog yazarlarından çok rahat görebiliyoruz.. Gelen sorulardan çok rahat anlaşılabiliyo.. Merakın kötü yanı ne biliyo musunuz ? Merak ettiğiniz kişiyi bulmak.. Bulunca her şey bitiyo.. 

     Bence en güzel merak hoşlandığınız kişi hakkında olanı.. Bir isim, bir numara, bir mail adresi.. Onun çevresinde kimler var, kimleri bulabilirim.. Nasıl iletişim kurabilirim vs. vs. vs... Artık bende bi saplantı mı oldu ne oldu bilemiyorum ama sormak yerine araştırmak bulmak daha fazla hoşuma gidiyo.. Hoşlandığınız, sevdiğiniz birini araştırması güzel oluyo da her şey bitmiş siz arkasından bakıyosanız o kötü oluyo işte... Hayatına biri girdi mi nedense bi tutuşma oluyo.. Halbuki sana ne yani... Olan olmuş biten bitmiş... Ama yine de merak güzel bi şey... Ha şu anda birinin kimliğini öğrenmek için baya bi şey feda edebilirim o ayrı konu :)


      Bu arada twitter'a blog yazarlarının kimliğini açıklıyorum dedim bakalım kaç kişi düşecek :)
 

Çilek ! ( MiM)

    
     Mim yazmayalı baya bi süre geçti.. Zaten niye yazmıyosun diye kızanlar da var.. Tepki maili atanlar da var.. Hatta komple bıraktığımı sanıp geri dön diyenler var... Valla bu kadar sevildiğimi bilmiyodum, hepinize teşekkür ederim. Bir mim'le karşınızdayım. Mim'leyen rakipsiz bonbon Missbone... Şükür interneti buldu da yazılarını okumaya başladık tekrar.. Sevdiğim blogger'lardan biridir kendisi.. Konumuz çilek...

     "Şehir dışında bir yürüyüşte nefis çileklerle dolu bir tarlaya geldiniz. Mideniz guruldamaya başladı ve etrafta kimsecikler yok. Siz ve bedeva öğle yemeği arasında sadece bir çit var. "

Çitin yüksekliği ne kadar?

     Çit yahu ne kadar yüksek olabilir.. 150 cm bilemedin 160 cm olsun...
 
Bahçeye girdiniz ve çilekleri yemeye başladınız. Kaç tane çilek yediniz?

     Nerde beleş oraya yerleş demişler.. Beleş kurşun bulsam atlarım önüne.. En az 15 tane yerim ama çok açsam 20'yi bulabilir...

Birden çileklerini çalmakta olduğunuz çiftçi ortaya çıktı ve size bağırmaya başladı.
Kendinizi savunmak için neler derdiniz?

     Yahu ne kendimi savunması kaçarım.. Yıllar sonra bu fırsatı bulmuşum bekler miyim hiç.. Küçükken az bahçelere dalmadık.. Onun tadı zaten kaçmak.. Adam seni kovalamaya gelecek sen hala ceplerini dolduracaksın.. Sonra arkana bakmadan vınnnn...

Tüm olan biteni bir kenara bırakıp söyleyin, çileklerin tadı nasıldı? Ve çilek çalma maceranız sona erdikten sonra kendinizi nasıl hissettiniz?

     Hormon katmışlar çileklere tadları çok güzel değildi ama kötü de değildi yani sevdim... Zaten açım :) Tabiki kendimi süper hissettim.. Adamın beni kovalaması yetti zevk almam için...
     Bugün güzel bi gün.. Bugün özel bi gün... Bugün düşündüklerimi yapamadığım, söyleyeceklerim boğazımda düğümlenen, çevresinde dolanıp da dokunamayacağım, koparamayacağım çilek tarlasının günü... Bugün tarlanın sahibinden köşe bucak kaçacağım gün... ( Niye bunu yazdım bilmiyorum )

Popülarik Koyun !


     Yazının başlığından da anlayabileceğiniz üzere demek isterdim ama başlıktan bi şey anlamadığınızın farkındayım.. Daha açık bi başlık yazmak isterdim ama böylesi hoşuma gitti.. Popülarik' in henüz bi anlamı yok.. Google bile çaresiz bu konuda.. Aklıma gelince Google'dan arattım acaba bi yerde duydum da aklıma mı gelmiyo diye ama sanırım benim özel üretimim olan bi kelime.. Popülarite'yi çağrıştırıyo.. Artık o kadarını tahmin etmişsinizdir.. Koyun da bildiğimiz koyun yani.. Kuzu kuzu mee.. 

     İnsanlar tarafından sevilmek, ilgi görmek, gündemde kalmak, aranılan kişi olmak kısaca popüler olmak her kişinin sevdiği, istediği bi şeydir. Kim istemez ki böyle bi şeyi ? Yazının ana konusu bu değil tabiki.. Popüler insanlar ne şekilde olursa olsun adlarını bize duyurmuşlarsa ben saygı duyarım.. Ama sorun onların popüler olması değil, insanların bu popülerliği fazla fazla abartması.. Kendinden geçmesi, kendi popüler olmuşcasına o kişiyi benimsemesi, alıp başka diyarlara götürmesi... Blog yazarlarının, okurlarının çoğunun Twitter hesabı var. Ve çoğumuzun da Facebook hesabı var.. Ünlülerin sözleri olsun yaptıkları bi hareket olsun anında sosyal medyaya düşüyor ve paylaşım üzerine paylaşım, beğeni üzerine beğeni alıyor.. Bir dönem ki bu dönem hala geçerli  Facebook ve Twitter'da Can YÜCEL, Necip Fazıl KISAKÜREK, Küçük İskender gibi kişilerin sözleri havada uçuşuyor, retweet alıyor, beğenen kişi sayısı yüzbinleri buluyor... İnsanlar çılgın gibi aman biri bi söz yazsa da ben de beğensem, retweet etsem diye bekliyor. Ben de beğeniyorum bazı sözlerini. Bu insanlar adını duyurmuş, bu kadar insan beğendiğine göre  elbette bi şey var yani.. Ama bi yerden sonra da gına geliyor artık...

     Özellikle son günlerde özellikle Twitter'da dikkatimi çeken bi durum var... Bi şekilde popüler olmuş insanların paylaşımları yüzlerce retweet alıyor... Retweet yapan insanların hangi mantıkta, hangi psikolojide olduğuna anlam veremiyorum.. Kişi bi tweet atmış, o gün içerisinde başına gelen bi olayı yazmış ya da geçmişten bi şey gelmiş aklına bunu paylaşmış.. Bi bakıyorum 100'den fazla retweet.. Hadi bir olsun, iki olsun, on olsun da.. Ulan hepiniz mi aynı şeyi yaşadınız ?  Hani biri çıksa bokumda boncuk buldum yazsa " Harika bişe ya.. Düşünebiliyo musun bokunda boncuk bulmuş ne tatlı " diyip retweet edecek... Çok güzel tweet yazan insanlar var ama takipçileri az.. Ben en çok onlara üzülüyorum zaten.. Yazık yahu.. Boktan püsürden şeyler yüzlerce retweet alırken böyle yazılar en fazla beş tane alıyo.. Diğer insanın suçu popüler olmaması mı ?  Onları kıskandığım için yazmıyorum bu yazıyı.. Sonuçta ben de çok filozofik yazılar yazıp, ilginç tespitler yapmıyorum.. Gısganç ! darbesi vurmayın hemen.. Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimden beri özellikle kişilerin attığı tweetleri takip ediyorum. Dün güzel bi tweet gördüm. Ki bu kişinin de 8000'den fazla takipçisi var merak ettim kaç kişi retweet edecek diye. Hatta bunu kendisine mention olarak yazdım. Sonuç : Sadece 11 kişi. Başka örneklerle olayın derinlere iniyoruz şimdi...

     Bildiğiniz gibi Beyaz Atlet- Don Giyenleri Koruma ve Yaşatma Derneği'nin başkanı olarak Tarkan'ı klibinden dolayı kutlamıştım. Ama olayın iç yüzü öyle mi ? Tabiki hayır.. Kadınların çok büyük bölümü nefret ediyo beyaz iç çamaşırı kullanan erkeklerden ama o Tarkan... Biz giydiğimiz zaman kro oluyoruz.. İşte cahil görgüsüz bi boktan anlamayan Allah'ın krosu tipe bak çay demle.. Ama Tarkan öyle mi, öyle olması mümkün mü ? " Tarkan'ı gördünüz mü klipte beyaz atlet giymiş.. Allah'ım ne kadar doğal değil mi ? Bayılıyorum şu adama ya... "  Her nedendir bilinmez bunların bilinmesine karşın Pierre Cardin olsun Sarar olsun erkek giyiminin öncü markaları üretimi durdurmuyolar... Bu da başka bi bakış açısı.. Hani şimdi buraya Seher Yıldızı, Tutku gibi ülkemizin güzide markalarını da yazarım ama şimdi onlar işi bilmiyolar dersiniz diye iyi markaları yazdım.

     Hande Yener ve Sinan Akçıl bi şarkı söylediler. Heralde adam söylediğine pişman oldu... Ben de bayılmadım yani ama insanların tepkileri oldukça şaşırtıcı... Eleştiri güzel bi şey kişinin kendini geliştirmesi için çok önemli hatta... Afedersiniz ama erkeksizlikten yanıp tutuşup da sonra kalkıp adama her ağzına geleni söyleyen kızlara da anlam veremiyorum... Bu kadar laf söyledikten sonra bence o adamla ilgili her türlü düşüncenizi silmeniz gerekir.. Ama fırsatınız olsa Sinan sizin sevgiliniz olsun diye yapmacağınız şeytanlık da yoktur. Birbirimizi kandırmayalım..

     İnsanlar tek kelimeyle koyun olmuşlar. Beğendikleri takip ettikleri kişileri yargılamak, yazdığını iyice bi sindirmek gibi düşünceleri tamamen ortadan yok olmuş.. Yaa bu bunu yazmış iyi güzel ama eee ? Ben gerçekten böyle mi düşünüyorum diye kendine soran yok.. Bu yazmışsa tamam ya kesin doğrudur mantığıyla hareket ediliyo... Hayır yani bi gün  bi tweet yazacam kaç kişi retweet edecek çok merak ediyorum.. Vay be adama bak.. Helal olsun diyen 100'lerce insan bulabilirim...

     Alayınız amk ( Can YÜCEL )