Kısa Kısa !


     Tam 17 gündür tek bir harf bile yazmamışım gençler ve kendini genç hissedenler... Yazmadım evet ama bi sorun bakalım niye yazmadım.. Şu anda kimse cevap veremeyeceğine göre ben herhangi biri sormuş farzediyorum ve cevap veriyorum. Öncelikle düğünümüz vardı fırsatım olmadı. Sonra modemim bozuldu tee buralardan İstanbul'a gönderdim. Sonrasında sonrasını sonra yazayım :p Anlatacak o kadar çok şey var ki 5-6 post'luk yazıya sahibim ama kısaltıp hepsini tek bi yazıda toplama kararı aldım ki o yazı bu yazı olacak. Peşinen söyleyeyim muhtemelen uzun bi yazı olacak.. Çevreye verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim...

     Şimdi düğünden başlayalım... Babamın amcasının kızı ile halasının oğlunu evlendirdik.. Teknik olarak akraba evliliği ama uygulamada pek de bi akrabalık yok gibi.. Erkek tarafı hep İstanbul'da kaldığı için kimse birbirini görmedi.. Fakat ailemizin evlendirme merkezi bu evliliği münasip bulup kızımızı ve oğlumuzu çaktırmadan aynı ortamda buluşturup bu işi tamamladılar. Sonra bu izdivacı bana yıktılar tabi o ayrı konu.. Tanıdıklar nasıl oldu dediklerinde " BİS tanıştırmış çocukları onlarda anlaşmışlar evlenmek istemişler, biz de uygun gördük " diyolar.. Ben damadı geçen sene söz kesmeye geldiği zaman gördüm :) Erkek tarafı İstanbul'da olduğundan mütevellit buradaki işleri kim yapacak ? Tabiki ben... Düğün benim olsa bu kadar çalışmazdım heralde... BİS Taşımacılık, BİS Seyahat, BİS Yemek Fabrikası, BİS Kuruyemiş, BİS Kuaför, BİS.... vs. Annem her gün başımın etini yedi git kendine kıyafet al diye ama zamanım olmuyodu bi şeyler almaya... Zor bela 2 kilo almıştım onun da 1 kilosunu geri verdim.. Kimse demiyor ki oğlum yemek yedin mi, dinlendin mi, rahat mısın, bi tarafın arabanın koltuğuna yapıştı mı ? Yok arkadaş yok.. Anca şunu aldın mı, şuraya gittin mi, burdaki iş noldu, elbisemi daraltmışlar mı, bu gömleği götür vitrindekini al... Neyse bunlar önemsiz asıl önemli konuya geliyorum...

     Kına günü allah belamı vermiş bi şekilde düğün salonuna gittim.. Herkes saç baş yaptırmış ama şöyle bi şey var düğünde genç nesil erkek pek fazla yok. Meydan bana kaldı :p Damadın yeğeni de gelmiş düğüne kız bir içim su :) Aile büyükleriyle bi hoşgeldin beş gittin görüşme faslından sonra kızla da tanıştım tabi ki.. Kız 19 yaşındaymış.. Dedim lan nasıl olur böyle bişe bu kız bu kadar küçük olamaz.. Sonuç olarak aşkın yaşı yoktur :p Tabi ben büyük gün olarak düğünü bekliyorum. O gün saç baş bi yerde kıyafetlerim beni tam olarak yansıtmıyor. Herkes oynamaya falan kalkıyor ben arada bi oynuyorum. Babam, amcam falan halay çekmek için dizildiler beni de çağırdılar.. Ben tam gidiyorum bir de ne göreyim o kız da amcamların elinden tutmuş halay çekiyor. İçimde hiç bir art niyet olmadan (!) amcamla kızın arasına girmek suretiyle ben de halay ekibine katıldım. Halay sonrasında ailemizin kızları yanıma gelip demesin mi sen kıza mı asılıyosun.. Bu kız senin ki mi ? Benim cevabımsa sadece arkadaşız tarzında oldu ama gecenin ilerleyen saatlerinde halamların anneme şu cümleyi kurduğunu öğrendim : 

     " Bu kızı kaçırmayalım BİS'e alalım ! "

     Olaylar bu şekilde cereyan ettikten sonra benim içimde de olur olmaz bi kıvılcım belirdi. Ama aklımda soru işaretleri var. Olmayacağını biliyorum.. Kendi kendime oğlum uğraşma boşver diyorum. Kız güzel bana bakmaz, İstanbul'da doğmuş büyümüş buraları beğenmez, 1-2 günde olacak bi iş değil, kız aşırı zengin O'nun takıldığı mekanlara takılmazsın.. Takılsan bile 1 gün gidersin 2. gün ortada kalırsın.. Benim huyumdur yani hep olumsuz yönlerini düşünürüm. Bunları düşüne düşüne ben akşam düğüne hazırlandım.. Sanırım 10 yıldır belki de daha fazla olmuştur, kundura ayakkabı almamıştım. Normalde takımın altına Converse tarzı bi ayakkabım var onu giyerim daha spor oluyo, rahat oluyo yani.. Ama bu sefer tam takım olsun dedim paraya kıydım, gittim aldım.. Kravat falan 10 numara oldum. Sonra kendimi kuaförüm Ali Abi'nin hünerli ellerine bıraktım.. Beni burdan başka biri olarak çıkar dedim.. Öyle de oldu... Yüzüme gözüme sürmediği şey kalmadı. Ondan böyle bi performans beklemiyodum açıkcası.. Ama ben bile kendimi beğendim. Bakın ben bile beğendim yani düşünün :) 

     Babam sağolsun düğüne geç kalmam için elinden geleni yaptı. Düğünün başındaki dansı kaçırdım. O dönüm noktası anı benim için bitti.. Düğünde her dakika da dans müziği çalınmıyo ki.. Millet halay çekerek kopmak istiyo... Düğünün en yakışıklısı bendim. Tamam götüm kalktı kabul ediyorum ama bendim yani ne yalan söyleyeyim.. Dışardan gören seni damat sanar dediler. Otoriteler gecenin en yakışıklısı olarak beni seçti.. Bi halay başına geçtim üstümden atılan paranın haddi hesabı belli değil... Sanki herkes beni bekliyomuş arkadaş.. Atmayın diyorum sanki inadıma atıyolar. İçim parçalandı o paralara ya. Valla davulcu bayram etti. Nerdeyse gömleğimi düğmelerini açacaktım ki para yere düşmesin :p  Tabi siz kız ne dedi, konuştunuz mu diye bekliyosunuz ama fazla bi konuşma olmadı aramızda.. Ama bu bi şeyi değiştirdi mi ? Hayır ! Düğünün ertesi günü tüm gün beraberdik... Ben ya olursa diye kaleyi içten fethettim annesiyle, teyzesiyle falan arayı kurdum. Zaten dayısı damat.. Aramız onunla süper. Ailecek beni çok sevdiler.. Lanet olsun alttan girdim üstten çıktım sevdirdim kendimi :p  Neyse uzatmayayım fazla gün boyu kızla baya bi konuşacak zamanımız oldu ama kızla kafa yapımızın uyuşmayacağı kanısına vardım. Hiç üstelemedim. Konuyu hiç dolaştırıp aşk, meşk meselelerine bile getirmedim.. Abuk sabuk bi yerde saçma sapan bi durumda mesaj atmamak için telefonunu bile almadım düşünün.. Bu kısa macera da başlamadan bitmiş oldu.

     Fanta konserine gittim arkadaşlarımla.. Manga'nın performansı hakkında yorum yapmak istemiyorum. Yorum yapılacak bi performans göremedim. Ama Tarkan tek kelimeyle mükemmeldi. Hala devam ediyo, şehrinize gelirse mutlaka gidin.. Burdaki konsere çevre illerden gelenler olmuştu..  Sahnede 1.5 saate yakın kaldı. İlk defa bi Tarkan konserine katıldım. Söylenecek fazla söz yok.. Tarkan yani :) Bi parantez açayım konserle ilgili... Konserde 2 tane kız musallat oldu.. Yani lanet olsun dedirttiler resmen.. Biz ilerliyoruz onlar peşimizden geliyo, biz gidiyoruz onlar geliyo.. Tacize uğramaktan bi hal olduk zaten.. Bi de açık giyinmişler.. İki de bi koluma falan değiyo... Terlemiş zaten pislik.. Ahlaksız ahlaksız konuşmalar, Binbir Gece misali sözler... Bu halleri, tavırları görünce bu kızlar nereye gidiyor diyorum.. Erkeklere laf söyleniyo ama kızların durumu da pek iç açıcı değil..

     Bu kadar yazıdan sonra bir önemli olay daha.. Gün geçmiyor ki yeni bir haber gelmesin.. İşe girdim.. Evet yanlış okumadınız işe girdim. Bi mühendislik şirketinde çalışıyorum. Ama öyle abartılacak bi yer değil.. Hani ne bileyim işte takım elbise giyiyorum. Çok ciddiyiz. Giriş çıkış saatlerim şu aralıkta falan diyebileceğim bi yer değil.. Kendi çalışma masam var işte kocaman :) Binaların tesisat projelerini çiziyorum. Hangi odaya ne kadar radyatör takılacak eni boyu ne olacak.. Doğalgaz boruları nerden geçecek.. Sıcak su nereden geçecek... İçme suyu hangi yolu kullanarak binaya dağılacak. Milletin sıçtığı bok nerden geçecek falan :p Yani mühendislik yapıyorum diyebilirim. Biliyosunuz daha mezun olmadım. Ama bi işte çalışmak gibi bi düşüncem de yoktu hani.. Benim gibi bu işlerden anlayan birine ihtiyaçları varmış.. Bi arkadaşım da beni önermiş. Beni aradılar. İş aramıyormuşsun ama görüşmek istiyoruz dediler. İlk defa bi iş görüşmesine gideceğimden elim ayağım birbirine dolandı. Üstelik adamlar beni istiyolar. Üstümde inanılmaz derecede bi baskı oldu.. Normal bi iş görüşmesi olsa bu kadar heyecanlanır mıydım bilmiyorum.. Çok uzun bi görüşme olmadı.. Adamlar bana soru bile sormadılar.. Kendi işlerini anlattılar.. Benden ne beklediklerini söylediler. Ben de kabul ettim.. Çok yüksek bi maaşım yok.. Sigortam bi süre başlamayacak sanırım. Deneme süresi bittikten sonra başlıyo zaten normalde.. Okulda pek fazla bilgisayardan çizim yapmadığım için elim biraz ağır.. Sistemi çözümleyebiliyorum ama uygulaması biraz zaman alıyo.. Yeni yeni programlar öğreniyorum.. Bunları dışarda öğrenmeye kalksam baya bi para harcamam gerekirdi. Hani adam maaş vermese bile yok demem sanırım. :) Her türlü insan gelip gidiyo buraya. Gelenlerin %100'ü erkek tahmin ettiğiniz gibi.. Mezun olsam gelsem burda çalışmaya devam etsem evde kaldığımın resmi olur yani :) Bu işe başladığım için babam üzgün bunun farkındayım.. Benim gibi bi elemanı kaybetmek ona biraz ağır geldi... Artık her işine koşan biri yok.. Ama bi yandan da iyi oldu diyorum. Ben bi yerde itiraz edince sen olmasan da olur, problem değil diyodu.. Bi de babamdan para istemeye utanıyodum. Bu iş hem tecrübe için, hem referans için hem de ekonomik açıdan çok iyi oldu.

     Üniversiteye ilk başladığım sene böyle bi şey hayal etmiştim.. Okulda proje derslerini seçerim. O dersleri anlarım.. Okulu bitirince birinin yanında çalışırım.. Daha sonra kendi işyerimi açarım demiştim.. Sonrasında bu hayalimden vazgeçip bi yerde yönetici olmak istemiştim. Eski yazılarımı okuyanlar bilir... Böyle bi hayat istemiyodum aslında... Ama hayat işte.. İstemenizde sizi bi yerlere sürüklüyo... Gerçekten hayal ettiğim, yapmak istediğim işi yapabilecek miyim bilmiyorum...

     Çok uzun bi yazı oldu değil mi :) Ama eskisi gibi yazamıyorum.. Bu size bi ay yeter :p Aklıma takılan çok fazla soru işareti var. Burdan yazmak istemiyorum. Modemim gelsin de msn'den falan konuşmak istediğim bazı kişiler var. Şu soru işaretlerini bi silmem lazım... 

     Bu uzuuuuuun yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim.. :)      |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]

Yangınlardayız ! (MiM)


     Gün geçmiyor ki yeni bir mim'le karşılaşmayalım. Günlerdir blog dünyasından uzak olmamdan mütevellit mim'ler birikmiş. Allah'tan mim'lerin konusu aynı :) Mim'leyenler :  b3ngü, Mia, Vesselam ( Kullanıcı isimleri alfabetik olarak sıralanmıştır ) Hepsine teşekkür ediyorum bu arada başka mim'leyen varsa görmedim kusura neyin bakmasın... Mim'in konusu ;

  Evinizde yangın çıksa ve tek bir eşya kurtarmak zorunda kalsanız neyi kurtarırsınız ?

     Valla ne yalan söyleyeyim, yangın çıksa götümü kurtarmaya bakarım. Ama soruda üstüne basa basa eşya demişler. Mecburen yeni bi cevap yazmam gerek... Yangın çıktığı zaman evde tek başımayım bu arada onu da belirteyim. Tek başıma olmazsam eşyanın peşine düşmem... 

     Evde rahat takılan bi insanım.. Şort , t-shirt ikilisiyle düzeyli bi ilişkimiz var.. Kıyafet almam elbetteki... Bi kaç kişi bilgisayar yazmış.. Bilgisayar benim için sadece bi elektronik alet zaten.. Tamam bütün zamanım burda geçse de verilerimin yedekleri her zaman vardır. En büyük kaybım filmlerim olur.. Ama evim yanmış bilgisayarımdan oturup da film izleyemem yani :)

     Telefon hayatımızın önemli bi parçası elbette.. İtfaiyeyi duyargaçlı bi vatandaş mutlaka arar. Kötü haber tez duyulur mantığıyla yedi sülalem evimin başıma yıkıldığını duyar. Benim zaten canım sıkkın ev göz göre göre elden gidiyo.. Oturup da telefonlara cevap veremem...
    
     Bence en önemlisi cüzdan... Ev elden gitmiş.. Hani bi yere başvuracak olsan kimlik lazım.. Dışardayım bi şeyler yemem lazım, bi şeyler almam lazım para lazım... Sonra cüzdanın içindeki şeyleri tekrar çıkarmak için bi ton çaba sarfetmek gerek... Bence cüzdan her şeyden önemli... Kurtaracağım tek eşyam o olur..

     Aslında buraya deprem çantası gibi yangın çantam var benim.. Her şey içinde... Sadece onu alır çıkarım. Çokarika ! demek isterdim ama kimse yemez yani :)

Şimdi kimleri mim'leyelim mmm...


     Tamam bitti, bu kadar..


Bu Gece Her Şeyi Bana Ver !

     
     Yes it is ! 

     Tam iki haftadır tek kelime yazmamışım yahu.. Hani yazacak bi şey de yoktu, aklıma yazacak bi şey gelmedi.. Bloga yazı yazmıyorum diye buraları komple terketmedim elbette.. Fazla internet başında kalmadığımdan dolayı sadece sevdiğim yazarların yazılarını okudum, bazılarına yorum yaptım. Twitter'a şöyle bi göz attım.. Formspring duruyo öyle arada bi toplu sorulara cevap verdim. Facebook'um zaten kendi halinde takılıyo.. Ekli olanlar bilir yüzbin yılda bir bi şeyler paylaşırım.. 

     Eee napıyosun o zaman diyecek olursanız.. Sabahları evimize misafirin gelme olasılığından ( misafir gelince direk benim odama geçer öyle bi misafir yani ), annemin kahvaltı sofrasını toplama isteğinden ve temizlik yaparken çıkardığı bilimum sesten dolayı maksimum 10.30'a kadar uyuyabiliyorum.. Yıllar sonra bilgisayarıma oyun yükledim.. Çok dehşet Football Manager oynuyorum.. Rutin internet sayfalarıma bakıyorum. Bazen kitap okuyorum. Spor salonuna yazıldım orada takılıyorum. Her akşam olmasa da dışarı çıkıyorum. Boş zamanlarımda yemek yiyorum.. Günde 5-6 öğün yemek yiyorum. Şimdiden 2 kilo aldım.. Haa bi de ara sıra işe gidiyorum... Misal bu satırları size iş yerindeki bilgisayarımdan yazıyorum...

     Beni de özlememişsiniz hani.. Geçen sefer yazmayı bırakıyorum dediğim zaten x tane mail gelmişti.. Sonrasında yazmadım bi kaç gün niye yazmıyosun diye y tane mail gelmişti. Mail kutumu açıyorum açıyorum yok.. Unutuldum resmen.. Bugün de mail kutumu açtım bir de ne göreyim.. Bir adet okunmamış mail ! b3ngü beni mimlemiş.. Bu yazımda mim'i yazmak istemiyorum. Bu kadar yazının üstüne mim yazamam. Bi sonraki yazımda mim'i yazcam unutmadım yani aklımda..  

     Az birazcık geçmişe dönecek olursam... Beni de bitiren bitirme projem onaylandı.. Sunuma giderken ceket giydim.. Kravat gömlek falan herkes şok oldu.. 4 sene boyunca beni öyle gören bi Allah'ın kulu yoktu... Bölümü hatta şehri yakıp geçtim diyebilirim.. Gün boyu çıkarmadım kravatı falan.. Böyle mağazalara, restorantlara giriyosun bi ilgi bi alaka.. İlgi odağı oluyosun resmen.. Çarşıda yürürken bile gözler senin üstünde oluyo ve bunu çok net farkediyosun... Bi ceket bi kravat nelere kadir dedim o gün.. Okul bitti.. Mezun olamadım.. Blog yazanların çoğu mezun oldum falan yazıyodu.. Benim farkım olsun :p İnşallah Ocak-Şubat gibi ben de mezun olacağım... Herkes kep törenine katıldı... Az çok görmüşsünüzdür Facebook sayfaları mezuniyet resimleriyle dolu.. Hatta mezuniyet resimlerini göstermek için Facebook hesabı açanlar bile var.. Ben de var yani..  Ben gitmedim kep törenine.. Ne işim var arkadaş.. O eksik olsun.. Toplu resim çektirmeler falan gerek yok.. Ben istediğim kişilerle son gün resim çektirdim yeter o kadar.. Haa bi de annem son gün yurda geldi... Ortalığı birbirine kattı gitti.. Odanın içinde terlik kullanmadığımı farkedince kıyamet koptu... Hayır yani 4-5 adımlık mesafe için de terlik giyemem ki zırt pırt.. Sen buraya basıp o çorapla eve mi geliyosun diye bana karşı sesini yükseltti.. Artık yeni yeni çoraplarım var.. Eski çoraplarımı çöpe atmış.. Sanki bu zamana kadar gelince bi şey oldu.. Bi ara beni bile atacağını düşündüm.

     Bazı sorunlardan dolayı bugün işe gece 04.00'de geldim.. Siz yatıyorsunuz tabi hatta ben bu satırları yazarken bile yatıyorsunuz.. Yollar bomboş, in cin top oynuyo... İşlerimi halletikten sonra nerden aklıma geldi bilmiyorum şu ses sistemini bi deneyeyim dedim... Hani o kadar para verdik aldık.. Evde kullanamadım içimde kaldı.. Şirkete getirdim burda da bi son ses deneyemedim... Kimse yok zaten fırsat bu fırsat dedim... 

     Listemi hazırladım... Play düğmesine basmamla damarlarımda adrenalin artışını hissettim resmen... Böyle bi şey daha önceden niye aklıma gelmedi diye hayıflandım bi de... Müzik ruhun gıdası diyen çok doğru bi şey söylemiş.. Kendime geldim canlandım.. Tek eksik tavandaki disko topuydu yani... Ha bi de güvenlik gelmese iyiydi :) 

     Neyse nerde kalmıştık |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]