Bu da Bi Tespit Vol 8 !

Her sayısı ısrarla beklenen, okuyucuların okumak için sıraya girdiği Bu da Bi Tespit serisinin 8. sayısı bomba gibi bir konuyla karşınızda.. Konumuz kızların boyları ve güzellikleri arasındaki bağlantı.. Mükemmelliği ve yakışıklılığı İsviçre'li bilim adamlarının kıskançlıkları yüzünden İsviçre'li bilim kadınlarından onaylanmış Bis bu konuya da açıklık getiriyor !

Boy problemi hem kızları hem erkekleri ilgilendiren ve aşılamayan bi sorun.. Erkekler kısa olmaktan dert yanarken kızlar uzun olmaktan dert yanar.. Erkekler bi şekilde boylarına uygun birini bulabilirken kızlar için aynı şeyi söylemek pek de mümkün olmaz.. Erkekler için ideal boy 1.75-1.90 arası iken kızlar için 1.60-1.75 olduğu söylentiler arasında..

 Erkekleri bi kenara bırakalım.. Bi şekilde alıcı bulabilen tipler kendileri.. Allah çirkin şansı mı vermiş ne vermiş bu erkeklere.. Gerçi çirkin şansı vermesine gerek yok zaten güzel kızların hep çirkin sevgilisi olur.. Teknik olarak baktığımız zaman yakışıklı olanların da güzel sevgilileri oluyo... Demek ki ben daha üst bi noktadayım.. Allah'ım ne kadar mükemmel bi erkeğim..

Kadınların giyimlerine erkeklerden daha fazla dikkat ettikleri tartışılmaz bi gerçek.. Giydiğin kıyafeti taşımak da önemli tabiki.. Bunun yolu da malesef ki iyi bi vücuttan geçiyor.. Vücut ölçülerin, boyun posun ne kadar iyiyse kıyafet o kadar çok yakışıyor.. Şimdi minyon tipli olanlar kızmasın.. Ben burda halkı bilgilendiriyorum sonuçta.. Tarafsız olmak zorundayım.. Kısa boylu olanların da ayrı bi güzelliği olabiliyor tabii.. Allah da onları öyle yaratmış.. Geçmiş zaman şimdi kim söylemiş hatırlamıyorum ama bi muhterem de demiş ki.. Allah boy vermiş gerisini.... işte gerisi geride kalmış yani.. Peki uzun olmak, giydiğini yakıştırmak güzel olmak mıdır ?  Göze hoş gelmek midir ?

  Kadınların vazgeçilmez tutkularından biri bildiğiniz gibi ayakkabı.. Sadece ayakkabı değil tabiki.. Topuklu ayakkabı ! Peki bu topuklu ayakkabılar nerden çıktı ? Ayakkabıya neden bu yüksek topuk eklendi ?  İhtiyaçtan dolayı mı çıktı yoksa boy kompleksine giren biri geleceğin en büyük icadını mı üretti..


Uzmanlar, topuklu ayakkabının kişisel kullanım sayesinde ortaya çıktığına inanıyor. Mısırlı çiftçiler toprağa batmamak için ayakkabılarının altına topuk takmıştır. At süren erkekler eyerin üzerinde rahat durabilmek için topuklu ayakkabı kullanmıştır. Modern topuklu ayakkabının ise Leonardo Da Vinci tarafından tasarlandığı sanılmaktadır. Topuklu ayakkabının yaygınlaşması ise 17. yüzyılda başladı. 1680 yıllarında kadınlar bir değnek yardımıyla yürüyebilecekleri kadar yüksek ve ince topuklu ayakkabılar giymeye başladı. Erkekler de topuklu ayakkabı giyiyordu. Hükümdarlar, kişilerin mensup oldukları sınıfların belirlenmesi için topuk boylarını belirleyen emirler çıkarıyordu. En yüksek topuklu ayakkabılar ancak soylu aileler tarafından giyilebiliyordu. Kırmızı topukların da sadece soylular tarafından kullanılmasına izin veriliyordu. 18. yüzyılda erkekler topuklu ayakkabı giymeyi bıraktı. Artık sadece kadınlar boyları 10-12 cm’ye varan topuklular giyiyordu. Bu ayakkabıların kadınlarda zarafet göstergesi olduğuna inanılıyordu. [İdris Gündüzalp/pdrgunluğu.net]

Okuduğunuz gibi geçmişte boy kompleksinden kaynaklanan bi durum söz konusu değil.. Günümüzde giyilen topuklu ayakkabıların asıl tercih nedeni boyu uzun göstermek mi yoksa cazibeyi artırmak, daha seksi durmak mı ? Kimse kusura bakmasın ama boyu kısa olanlar 10 cm topuk giyince de bi şey değişmiyo, estetik bi görüntü ortaya çıkmıyo.. Biz sizi öyle de seviyoruz.. Size Converse çok yakışıyor.. 

Topuklu ayakkabının estetik görüntü sağlamasının sebebi bacak kaslarının kasılmasından kaynaklı olarak bacakları daha uzun ve ince göstermesi.. Kalçayı dışarı çıkardığı hatta topladığı hatta hatta hatları belirginleştirdiği de söylentiler arasında.. Bir topuklu ayakkabı nelere kadir.. Ayrıca topuklu ayakkabıyla rahatça yürüyebilen, adımlarını sağlam atabilen biri kadar güven verici bi şey olamaz.. Kesinlikle cesaret örneği.. Topuklu ayakkabı giymenin bir başka sebebini de sizler için araştırdım fakat işin Haydar Dümen boyutuna girmek istemediğim için detayları açıklamayayım :p

Bu yazıdan da anlamış oluyoruz ki boyun uzun olması güzellliğe güzellik katmıyor.. Bir topuklu ayakkabı skoru eşitliyor.. Hatta öne bile geçirebilir..  Mankenlerin dalyan gibi boyları olmasına karşın neden topuklu ayakkabı giymekten vazgeçmediklerini de bi nebze açıklamış olduk.. 

Pekiii.. Bu tespitimizin ana fikri nedir ? Aldanma çocuksu mahsun yüzüne mutlaka topuklu giyecek bir gün.. Sevgiliniz sürekli topuklu ayakkabı giyiyor ve siz ciddi mi düşünüyorsunuz ? Hemen bir ayakkabı mağazasına girin ve ona düz taban bir ayakkabı alın.. Baktınız yakışmıyor, eski güzelliği yok hemen ayrılın.. Bu devirde koca nerde ?

 Erkeği erkek yapan yanındaki yavuklusu, yavukluyu kadın yapan ayağındaki topuklusu..

İşler Güçler !

     Hadi size biraz işyerimden bahsedeyim...

     Okulu resmi olarak bitiremesem de yaklaşık 15-16 aydır bi mühendislik firmasında çalışıyorum bildiğiniz gibi.. Genel anlamda proje firmasıyız yani asıl işimiz projelendirme ama satış da yapıyoruz.. Proje olarak binaların ısı yalıtımında nerede ne kullanması gerektiğini, nasıl bi uygulama yapması gerektiğini, radyatörü odada nereye ne kadar takması gerektiğini, temiz,pis ve doğalgaz borularının nereden geçeceğini bunların çaplarının, boylarının ne kadar olması gerektiğini hesaplıyoruz.. İşimiz tamamen enerjiyi daha verimli kullanmak ve konforu sağlamak.. Buraya yazmaya başlasam sadece bi yazı hazırladığımız projeleri anlatmakla geçer.. Kısacası insan hariç her şeyi projelendirebiliyoruz.. Satış olarak da doğalgaz ve ısı yalıtım ürünleri yapıyoruz..

     İş yerinde ben ve işyeri sahibi dahil olmak üzere üç kişiyiz.. Şehir merkezine çok yakın bi yerdeyiz.. İnşaat sektörünün kalbinin attığı yer desem daha doğru olabilir.. Gerek Twitter'dan gerek Instagram'dan bazılarınızın çalışma ortamlarını görüyorum böyle güzel güzel ofisleriniz var, fotoğraflarınızı paylaşıyosunuz.. Hani kıskanmıyo değilim ama işyerimi seviyorum.. Ben de fotoğraflar paylaşmak isterim tabi ama ortam pek uygun değil.. Ama şöyle bi avantajımız var.. Zemin katta çalışıyoruz, iki cepheden yolu görme imkanı var.. Cepheler tamamen boydan camlı.. Karşımızda park var.. Çok işlek olmayan bi yolumuz var.. Yoldan geçen kızlar var falan filan :p

    Masam var işte böyle çekmeceli.. Hiç kullanmadığım ajandam var ama şantiyeye giderken nedense hep yanıma alıyorum.. Laptopum ve masaüstüm olmak üzere iki bilgisayarım var.. Aktif olarak ikisini birlikte kullanıyorum.. Bazı programlarımız Win 7'de çalışmıyor malesef.. Masamda genelde A3 kağıtlarında mimari çıktılar olur.. Renk renk keçeli kalemlerim var.. Çizime ve hesaba başlamadan önce çıktıları bi güzel boyarım.. Her rengin bi anlamı var ve bu da hata olasılığını sıfıra indiriyor.. 

      Giyim kuşamıma önem veren biriyim aslında.. Hep şık olmak isterim ama güzel giyinmek istemiyorum işyerinde.. Giyinsemde iş elvermiyo malesef.. Güzel kıyafetlerimi giyip işe gitmek benim de hoşuma gidiyo ama yazık oluyo yani.. Fıstık gibi ayakkabı alıyorum misal inşaata hiç gittiniz mi bilmiyorum, merdiven diye bi şey yoktur.. Basamaklar sonradan yapılır.. İnşa halindeyken tahta parçalarını çakarlar.. Yukarı çıkmak isterseniz haliyle ayakkabı katlanıyo eziliyo büzülüyo.. Farkında olmadan bi bakıyosunuz pıt pıt omzunuza harç damlamış.. Toz toprak hakeza.. İnşaata ne zaman gideceğim de belli olmuyo.. Pat bi telefon hadi koştur.. Bu olaylar yaşanınca eskisi kadar sık alışveriş yapmıyorum.. Hatta hiç yapmıyorum denebilir.. İçim hiç rahat değil :)
 
     Piyasanın bi kısmı benim okulu henüz bitiremediğimi biliyor, yarısından fazlası diplomayı aldığımı sanıyo, bi kısmı yüksek lisans yaptığımı sanıyo, nerden esiyo bilmiyorum ama İstanbul'dan gelen bi mühendis olduğumu düşünenler bile var.. Artık kime ne dediğimi ben bile bilmiyorum.. Bunun böyle olmasını da yapı denetim firmaları sağladı.. Adamlar zaten bi şey bilmiyo bi de proje kontrolüne mühendis gelsin diye tutturunca mühendisim amk ! demek zorunda kaldım.. Kiii gerek belediye gerek çevre ve şehircilik beni mühendis olarak görüyo zaten.. Gelişimim ortada, yeni hesaplar yeni bakış açıları göz ardı edilmiyor.. Tabi bunda patronumun etkisini atlamam mümkün değil.. Bugün bu haldeysem hepsi onun sayesinde.. O senin azmin dese de etkisi çok büyük.. Hakkı kolay kolay ödenmez.. 

     Bu kadar iyi olmamı çekemeyen kişiler elbetteki var. Bu yüzden ister istemez sürtüşmeler yaşıyorum.. Dışardan bakılınca da böyle saf temiz görüntüsü verdiğimden, insanlar üste çıkabileceklerini, dediklerini yaptırabileceklerini sanıyolar.. Yavaş yavaş herkes tanıyo beni.. Tanışma merasimimiz pek insancıl geçmese de kapıdan başım dik çıkıyorum.. Bi kaç denetim firmasına beni tek göndermiyolar.. Aslında özümde iyi bi insanım.. Kimsenin kalbini kırmak istemiyorum ama dilini götüne sokacağım insanlar var.. Hele de piyasada benim sayemde iş bulanlar... Yakında !

     Yoldan geçen kızlar da olmasa kız profilini unutacam nerdeyse.. Bi de adres sormaya gelenler var.. Güzel olanlara ben tarif ediyorum.. Fakat bundan herkes şikayetçi.. Güzel kız olmazsa yetkili ben değilim deyip kaçıyosun, topu bize atıyosun diyolar.. Hayır şimdi güzel kız gelip bana soruyosa bu benim suçum mu ? Sabahtan akşama  kadar o erkek senin bu erkek benim sürekli bi diyalog var.. Çalıştığım tüm insanlar erkek.. Müteahhit, mimar, usta, denetim hepsi erkek ! Müteaahhitlerin %70'i ustadan beter.. Adam kumaş pantolonunun paçasını geriye katlamış.. Ayağına da bi terlik geçirmiş gelmiş.. Hele bazıları  var yemin ederim yolda görsen para verirsin.. Bu işe girdikten sonra anladım ki şu söz çok doğru : " Parayla imanın kimde olduğunu bilemezsin ! "

     İnsanlara doğru ürün verebilmek adına projesi ile ilgili bi kaç soru sormak zorunda kalıyorum.. Bi gün müteahhit bilmediği için şantiye şefini aradı..

Bis : Levhanın dansitesi kaç olacak ?
Müteahhit : Malzemenin daniskası kaç diye soruyo..
Bis : o.O
-----
Bis : Lamdasını kaç yazmışlar ?
Müteahhit : Biz lamba takmıyoruz, kablonun ucunu bırakıyoruz evi alan takıyo..
Bis : O.O

     Belediye hasarlı evlerin bi kaçını yıkmış ve maliyeti yarı yarıya ev sahibiyle paylaşacak şekilde proje başlatmış.. Amcamın bi tanesi kalkmış belediyeye gelmiş.. Elinde makine projesi bi şeyin eksikliğinden şikayet etmiş.. Projeyi tesadüf eseri biz çizmişiz.. Amcamın ne dediğini kimse anlamadığından beni aradılar.. Projede eksliklik var gel dediler.. Kalktım gittim.. Adam bana bi şeyler anlatıyo ama anlayamıyorum.. Tek anladığımız şey diyorun yarım kaldığı.. Herkes birbirine bakıyo, adam ısrarla kış geldi diyor yarım kaldı diyo.. Tüm gözler benim üzerimde diyor'un ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.. Acaba bi yere yanlışlıkla diyor mu yazdım diye düşünmeye başladım.. Yok yazmamışım.. Açtım 6-7 metre ozaliti yere oturdum tek tek bakıyorum.. İşin ilginç yanı adamın okur yazarlığı da yok ne demek istediğini yazamıyoda.. Bi de tutturdu siz ne biçim miyendizsiniz diyor yarım kaldı diyorum bana cevap vermiyosunuz diye.. Benim zaten sinir katsayılarım artmış herkes benden cevap bekliyo.. Ne yaptında bu diyor yarım kaldı dedim.. Tuğla bitti dedi.. Ve anladık ki yarım kalan şey, duvar..

     Her gün biri illa ki limitleri zorluyo.. Alıştım artık.. Mesela işyerinin çaprazında bi öğrenci evi var.. Bu eve gelen giden kızların gerizekalı olduğunu düşünmeye başladım.. Evde iki erkek kalıyo ben bile onlardan yakışıklıyım..  Düşünün ben bile.. Gelen kızları görseniz manken stayla.. Ulan bu kızlar bu çocuklarda ne buluyo ? Hiç mi pişti olmuyo bunlar ? Çocuklara da bi kıl olmuşum zaten.. Bi cuma çıkışında insanların maneviyatlarının tavan yaptığı anda bu çocuklar zina yapıyo diye dövmeyi düşünüyorum.. Kızlardan biri geçen gün parkın önünden geçerken bizim Muharrem selam verince, bir ıslık çalıp " Muharrem gel lan buraya " dedim.. Detayları öğrenmem lazım.. (Lan demezsem hayatta gelmez) Nerden tanıyosun sen bu kızı deyince stajyer dedi.. Muharreme stoktan bir çikolata verip gönderdim.. Çikolata yesin ki zihni açık kalsın, öğrenci sonuçta.. Böylesi çocukları beslemek gerek.. Beynimde şimşekler çakmaya başladı..  Kız dördüncü sınıfta, sınıf öğretmenliğinde okuyo..  Aklımda çok büyük soru işaretleri var.. Ben kız olsam o tipe bakmam, bu kız onda ne buluyo ? Beraber ağda mı yapıyolar yoksa öhm öhm.. Biri babet gibi bi şey giyiyo şimdi bana da hak verin.. 

     İşyerinde yaşadığın şeyleri de yaz demiştiniz buyrun sizler için özenle yazdım.. Yazının biraz uzun olduğunun farkındayım ama bu yazı bi kere yazılır. Çünkü bir günün diğerinden farklı bi yanı yok.. Fix menü stayla !

     Bu ara tespit yapamıyorum.. Bunun sorumlusu sizlersiniz.. Biraz bi şeyler yazın ne bileyim sevgilinizden falan ayrılın, zaten geri barışıyosunuz.. Barışana kadar 50 tane yazı giriyosunuz ben ordan tespit çıkarıyorum... Şaka şaka ayrılmayın, herkes mutlu olsun :)

Al Birini Yanına !


     Havalardan mı kaynaklı yoksa benden mi bilmiyorum ama bi süredir uğursuzluk peşimi bi türlü bırakmıyo.. Bi süredir dediğim 5-6 ay oldu yani.. Hasta olup kilo vermemle başladı önünü alamadık.. Zaman zaman kendime Bis oğlum çok bozdun öyle böyle değil dediğim bile oldu... 

     Tam böyle kendime gelmişim tartılar hiç görmediği rakamları görmeye başlamış.. Nazar değmesin diye kıçımı kaşımaktan kıçım yara olmuş bi haldeyken sen kalk hastalan.. Aldığın kiloları bi güzel ver.. Ve tekrar eski haline gelmeye çalış.. Zor bela bi 10 kilo almışken bunun 7'sini geri verdim.. Evet bir kız olsam zayıfladığım için kendimden geçebilir ve kimselerin giremediği bedenlerde elbise alabileceğim için mahallede sevinç çığlıkları atabilirdim.. Amaaa hepinizin de bildiği gibi anatomik olarak erkek sınıfına giriyorum.. Her ne kadar seksi vücudumun fazla kiloya ihtiyacı olmasa da spor yaparken kaybettiğim enerjiyi şu anki halimle dengeleyemiyorum.. 

      Biliyosunuz ben kolay kolay bi şey beğenmeyen biriyim.. Altı ayda zor bela bi ayakkabı alan ben aynı ayakkabıyı 1.5 ay sonra garantiye gönderdim.. Sen kalk altı ay boyunca ayakkabı beğen, tam istediğim ayakkabıyı buldum de sonra o ayakkabı kalksın renk versin, kenarları açılsın, iyice deforme olsun.. Marka ismi vermeyeyim dedim ama vereyim rencide olsunlar.. Tommy Hilfiger'dan ayakkabı alırken iyice düşünün.. Ayakkabının boyası bağcıklarına bile çıktı.. Boya verirken kimsenin aklına çorabı boyadığı gelmesin.. Ayakkabı dışardan boya veriyo.. Bak hatırlayınca yine sinirlendim.. 

     Parfümümü çok çok severek aldım.. Hala da seviyorum.. Kokusu tam benlik.. Bi çok parfümüm olmasına rağmen bundan hiç vazgeçemedim.. Nereye gidersem ne giyersem giyeyim hep aynısını kullandım.. Hatta baktım yakışıklılığıma yakışıklılık katıyo tam takım ne var ne yok aldım.. Fakat son zamanlarda bilinmeyen bi sebepten ötürü parfüm bana kokmamaya başladı.. Ulan sıkıyorum sıkıyorum koku evden çıkıncaya kadar dayanıyo.. Sonra benim için her şey bitiyo.. Yolda yürürken biri yanımdan geçince deli gibi parfüm kokuyo.. Hatta bazıları var gelmeden bile kokuyo.. Kullananların bi kaçını da tanıyorum.. Orjinal parfüm kullanmıyolar eminim.. Ben hem orjinal parfüm kullanıyorum hem kalıcılığı az hem de bi ton para veriyorum.. Nerde bu devlet ? Merak ettim geçen gün girdim d&p'ye ver bakalım aslanım şu parfümü dedim.. Koku aynı.. Kalıcılık daha fazla.. En azından ben parfüm koktuğumu biliyorum.. Sonra da kalkıp biri bana desin ki orjinal parfüm al ! 30 ml aldım 10 tl, ben 90 ml'ye veriyorum 170 tl.. Arada uçurumlar var hatta biraz daha zorlasam bi iki şişe daha alsam aradaki farkla bi parfümcü dükkanı açabilirim.. Bu konuya bi çözüm bulmam lazım.. Şu zıkkımın bi kullanma kılavuzu yok ki acaba yanlış mı kullanıyorum diye bakayım..

      Geçtiğimiz aylarda Trendyol'da arkadaşımla bi hırka gördük alalım dedik.. Aldık sonra bedeninden emin olamadığımız için iptal ettik almadık.. Saolsunlar sorgusuz sualsiz iptal ettiler, paramızı geri yatırdılar.. 10 gün kadar geçti geçmedi arkadaşım beni aradı, tam istediğin gibi bi saat buldum Markafoni'de dedi.. Saate baktım hoşuma da gitti attım sepete bi iki inceledim saati aldım.. Neyse saat geldi.. Yanlış göndermişler.. O günkü kampanyayı hatırlıyorum sadece bi tane saat satıştaydı.. Yani karışmış olabileceğini düşünmek istiyorum ama düşünemiyorum.. Markafoni'nin benim üzerimdeki ilk vukuatı bu değil çünkü.. Daha önceden de bi tshirt almıştım, tedarik edemediklerinden iptal etmişlerdi. Aynı durumla karşılaşacağımı o an hissettim.. Aradım geri gönderin biz size döneriz dediler.. Şimdi ben yanlış siparişe mi yanayım, o saat gelmeyecek ona mı yanayım ? Tepem attı.. Bizim şirketin avukatını aradım.. Durumu anlattım sıkma canını bi hal çaresine bakarız saati alırız dedi.. Böyle bi kendime güvenim geldi.. Oturdum tek tek sitelerde saati arıyorum.. Üretici firmanın sitesinde buldum saati.. Zıkkıma kalasıca taa New York'da.. Böyle bi inadım geldi saati bi gün bile takmayacak da olsam alacam diyorum.. Aylar yıllar sonra hoşuma giden bi saat buldum onda da pürüz çıktı.. İade kargosu Markafoni'ye ulaşınca aradılar beni.. Yok tedarik edemiyoruz yok bilmem ne.. Madem tedarik edemeyeceksin niye satışa çıkarıyosun ? Bi de şu lafları yok mu sinir oluyorum.. Biz stoklu çalışmıyoruz.. Bana ne arkadaşım ya bana ne.. Ben sözleşmeyi seninle yapıyorum pazardan mı alırsın yol kenarındaki zencilerden mi alırsın nerden alırsan al.. Böyle çıldırmışım zaten.. Mahkemeye verecem dedim.. Ne kadar para giderse gitsin umrumda değil yani.. Adamlara diyorum ki saat üreticinin sitesinde var.. Tedarikçinize söyleyin getirtsin.. Getirtemiyosa da siz alın getirin.. İki gün müsade istediler.. Ama her gün arıyolar.. En sonunda aradılar saati bulamıyoruz.. Ya çıldırmamak elde değil.. İstanbul'da olsam gidip basacam yani... Bi de demiyolar mı mahkemeye veremezsiniz dava 1100 TL'nin altında tüketici hakları bakıyo..  Şeytan diyo ki ver mahkemeye millet bi dava nasıl kazanılır görsün.. Sonra ver gazeteye dava sonucunu, millete emsal göstert.. Yarım saat konuştuk telefonda ben saat diyorum o hediye diyo.. Sözde kendilerini affettirmek için bana hediye saat gönderecekler.. 20 gün oldu daha bi şey yok.. Bi de şu 10 TL'lik hediye çeki yok mu küfür gibi... Yani demem o ki Markafoni'de müşteri memnuniyeti diye bi şey yok.. Büyümeyi kaldıramadılar.. Bardak her yerinden taşıyo..  

     Bu olaydan sonra biraz önce bahsettiğim hırka Morhipo'ya geldi.. Gördüğümüz gibi aldık.. Sipariş onaylandı falan filan.. Bekliyoruz ki göndersinler ama sipariş sürekli hazırlanıyor... Bekle Allah bekle bugün geldi yarın gelecek.. Aradık Morhipo'yu barkodlar karışmış yeni ürünleri bekliyoruz 2 gün sonra gönderiyoruz dediler.. Dedim tamam bu da yattı.. 3 gün sonra aradılar.. Tedarik problemi sebebiyle siparişi iptal ediyoruz.. Şimdi ben katil olmayayım kim olsun ? İşin ilginç tarafı ne ? Tedarik edilemeyen bu ürün geçen hafta Trendyol'a tekrar geldi :)  Morhipo'dan harici disk almıştım.. En azından o geldi diye sevindim bi de kutuda ne göreyim ? Lokum ! Tamam dedim bebeyim sen gönlümü aldın :)  Online alışverişte Trendyol ve Morhipo'dan vazgeçmeyin arkadaşlar.. 

     Uğursuzluklar böyle bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz.. Bundan sonra ders kaydım onaylanmadı.. Yatıdığım harç gözükmedi.. Sonra harcı yatırdığım dekont kayboldu.. Bu sırada ders kayıtları bitti ve benim kaydım yapılmadı.. Yaptırana kadar akla karayı seçtim.. Bu hafta içi Karadeniz turu planımız vardı.. Burdan yazamayacağım kadar çok sebepten dolayı iptal oldu ve ben sanırım çıldırmak üzereyim.. Üstüne üstlük bugün Twitter'da Markafoni bi soru sordu.. Şeytan Marka giyer filmindeki Miranda hangi derginin yayın yönetmenidir diye.. Böyle isteksiz hatta istemsiz bi şekilde soruyu cevapladım.. Ayın 11'inde Ghetto'da ki Fashion&Film partisine davetiye kazanan 5 kişiden biri kim bilin bakalım ? Biliyosunuz ben İstanbul'da yaşamıyorum.. Ben gidemiyorum bari eşimiz, dostumuz bi arkadaşımız gitsin dedim.. Yok arkadaş kimseyi bulamadım.. Ayağımıza gelen bu fırsatı da tepmiş olduk.. 

     Buradan yazamayacağım kadar çok fazla olumsuzluk yaşadım.. O kadar çok ki artık aklımda bile tutamıyorum.. Haaa biriniz çıkıp yahu senin hayatında hiç mi olumlu bi şey yok be adam diyebilir.. Valla yok ya.. Şöyle bi dönüp baktım da yok.. Kalmamış.. Bilinmeyen bi mıknatıs gibiyim sanırım.. Her şeyi üstüme çekiyorum.. Bari uzun sürmese.. Uzamasssın.... |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]