Son'Bahar !

Sıcak diye diye yazı da bitirdik.. Şu gün şu saat itibariyle sonbahara girmiş bulunmaktayız. Bu yazı da süblimleşmeden sonlandırdık. Kasım'da aşk başkadır diye Kasım'a kadar sevgili bulmuyoruz arkadaşlar.. Rica ediyorum bu konuda çok hassasım.. 

Yaz bitti diye düğün dernek bitti mi ? Hala çılgınlar gibi evleniyoruz, sözleniyoruz efendim nişanlanıyoruz.. Evliysek  evlilik yıl dönümümüzü kutluyoruz.. Mesela bu ay içinde evlenmiş olanlar olabilir ki kesin evlenmiş olan vardır. Ay sonu da olsa mutlaka bi evlenen olmuştur. Bis Group standartlarına göre eğer evlilikte ikinci yılınızı doldurduysanız çocuk da yapabilirsiniz.. Ben izin veriyorum.. Hayır insanlar -canlar,ciğerler,kuzu sarmalar, minik minik kuşlar- ben istedim diye çocuk yapıyor.. (Bkz. Can Ciğer Yorumu)

Her şey çocuk yapmayla bitmiyor tabi.. Önümüzde 7-9 aylık sancılı, tekmeli bi periyot var.. Tabi bunlar tatlı anılar :p Karnı sivri kesin erkek.. Ultrasonda doktor kız dese bile bi şey ifade etmez çünkü karnı sivri.. Görmemiştir canım o.. Baksana şu karna.. Sonra henüz ultrasonun yaygınlaşmadığı, doğum sırasında süpriz yumurta misali acaba ne çıkacak diye beklediğimiz dönemlerde ortaya çıkan ve hala günümüzde geçerliliğini koruyan alyans testi var.. Yok efendim alyans daire çizerek dönerse erkek olur, iki yana sallanırsa kız olur falan filan.. Hayır şimdi erkeğin ki neden daire çiziyor. Değmesin diye miii ? :p

Kızdı erkekti diye diye çocuk doğuyo ve bundan sonrası artık toplumsal bi sorun oluyor.. Çıldırtan gece ağlamaları, şehirler arası  bi yolculukta bitmek bilmeyen ağlamalar, sızlamalar, susmamalar.. Otobüsün ara koridorunda yeter ki sussun diye bir battaniye içinde çocuğu sallamalar falanlar filanlar.. Dikkat ediyorum ağlayanlar özellikle kız çocukları.. Daha bebekken ağlayarak istediğini yaptıran bi şeyin büyüdüğünde size neler yapabileceğini düşünün.. Tehlikenin farkında mısınız ?

Kız çocukları babalarına istediklerini bi şekilde yaptırabilirken, erkekler bırakın yapmayı anlatamıyor bile.. Erkeklerin atari, bisiklet ve bilgisayar tutkusu karne zamanı mutlaka kendini yenilemiştir. Çünkü baba yıl içinde hep karneye bağlamıştır.. Misal ben ilkokul 5. sınıfta bilgisayar istemiştim babam lise 2 de almıştı.. Adamda ki istikrara bakın 6 sene sallamış.. Bi kızı sen 6 sene bekletebilir misin ? Hiç ihtimal vermiyorum.. 

İşyerimizin karşısında küçük bi park var.. Onları görünce geleceğimizin büyük tehlike altında olduğunu düşünmeye başlıyorum.. 3-5 tane kız toplanıp bağırabildikleri kadar bağırıyolar.. Lan gidin yakan top oynayın, evcilik oynayın, ip atlayın, sek sek oynayın lan bağırmak ne ? Hangimiz daha çok çıklık atacak diye oyun mu olur.. Bu çocukların annesi hiç mi uyarmıyo hiç mi kızım ne bağırıyosun demiyo.. Çıldırmamak elde değil.. Bi de boş yere ağlayanlar var.. Zaten  nefret ettiğim davranışlar sıralamasında trafik sıkışmışken durmadan kornaya basanlar ve boş yere ağlayan çocuklar başı çekiyo.. Hayır bu nası bi gerizekalılıktır ya.. Ben ki 1988 yılında acıma duygularına tepki olarak doğmuş bi kişiyim.. Benim sınırlarımı zorlamanın ne mantığı var anlamıyorum ki.. Gidiyorum parka, insanca yaklaşıyorum canım niye ağlıyosun bi şey mi oldu diyorum.. Bakın ne kadar insancılım.. Lan yine ağlıyor.. Artık dayanamıyorum çocuğun annesini arıyorum.. Kadın parkın diğer köşesinde konseyi kurmuş dedikodu yapıyo.. Çocuğu gösteriyorum bi şey olmaz huysuzluk yapıyo ağlar ağlar susar diyor.. O an içimde ki Hulk canlanıyor.. Annesini ordan alıp kafasını parmaklıklara sıkıştırmak, çocuğa da bi tane yapıştırıp boş yere ağlamamasını sağlamak istiyorum.. Madem ağlayacak bi sebebi olsun.. Şöyle içini çeke çeke bi ağlasın ki boşa gitmesin.. Ama işte özümde iyi bi insanım..

Sonra bu kızlar büyüyor kocaman oluyor ama ağlaması bi türlü bitmiyor.. Bi erkek bu kadar ağlayabilir mi ? Tabiki hayır.. Çünkü ne kız gibi ağlıyosun diye bi söz var.. Adamın ağlayacağı varsa bile karizmayı çizdirmemek için ağlayamıyor.. Bırak psikolojik sebepleri adamın kolunu koparsan yok abi iyiyim, kökü ben de bi şey olmaz diyor.. Bünye kendini ağlamaya o kadar şartlandırmış ki çoo afedersin ota boka her şeye ağlıyor.. Sonra da erkekler duygusuz pislik heriflerin teki oluyo.. Hayır ağlamayın biz mi ağlayın dedik.. Ağlamak sizin için bi yaşam biçimi olmuş.. Lütfen gelecek nesillere bunu aşılamayalım.. Gerekirse boş yere ağlayan çocuklarımızı dövelim ki ağlamaktan korksunlar :p Şaka şaka :)

Yeni bi ay yeni bi mevsim.. Yeni başlangıçlar bizi bekliyor.. Sonbahar bana hep ayrılığı anımsatır.. Adından da belli ya son'bahar.. Galiba biraz da yaprakların dökülmesinden kaynaklı.. Önce yavaş yavaş rengini kaybediyor sonra tutunduğu dalı bırakıyor.. Esen bi rüzgarda ordan oraya savruluyor.. Eğer bi ayrılık var ve göz yaşı dökmeye niyetiniz varsa yaprak döken ağacı aklınıza getirin.. Yaprak dalından kopup başka diyarlara sürüklenirken, ağaç hep yerinde kalır ve bahar geldiğinde yeni bi yaprak boşluğu doldurur.. Yaprak ya da ağaç olmak  size kalmış.. Köklerinizi salabildiğiniz kadar derine salın ve toprağa sıkı sıkı tutunun.. Araya kış da girse bahar elbet gelecektir..