Bu da Bi Tespit Vol 12 !

Çok garip di mi.. Uzun zamandır -ki bu zaman 30 Aralık 2012'den bu yana oluyor- tespit yazısı yazmamışım.. Bir zamanların efsane yazıları ahh ahh gençlik işte.. Uçan kuşta ki detay, yolda geçen kıza 3 sn bakışım, havayı koklayışım deyip uzun uzun yazardım.. Yaşlandık be hacı diyesim geliyo bazen.. Hani bi söz vardır ya sen benden geçtin de ben senden geçemiyorum diye bu blog yazmak da onun gibi bi şey.. Blog beni bıraktı farkındayım ama ben onu bırakamıyorum.. Ne kimse eskisi gibi bi şeyler yazıyo ne ben yazılanları okuyorum.. Önceden elinden tuttuğumuz şeyin şimdi serçe parmağına yapışmışız. Halay misali bi şey bizi çekiyo biz de gidiyoruz. Ne ne zaman duracağımız belli ne nereye gittiğimiz.. 

Başlığı görünce muhtemelen aranızda heyecan yapanlar olmuştur. Çünkü ben bile eskiden böyle bi başlık yazdığımda heyecanlanıyodum.. Düşünsenize ne yazacağını bilen ama heyecanlanan bi blogger.. Aslında kolay kolay da heyecanlanan birisi değilimdir.. Ama itiraf etmeliyim ki heyecanımı hiç bi zaman kontrol edemedim. Çoğu zaman başıma dert açmışlığım da vardır..

Hani arada bi kendime bakıp sorguladığım zaman -böyle de güzel bi özelliğim var- çok farklı şeyler görebiliyorum.. Sebebini bilmediğim bi şekilde korkmadığım şeyler var.. Herkes hızlı araba kullanmamdan şikayetçi.. Aslına bakarsanız ben de şikayetçiyim.. Ama bi günden bi güne kaza yaparım ölürüm diye korkmadım. Zaten genel olarak ölmekten korkmuyorum.. Sonucunu biliyorum zaten bi gün ölcem niye korkayım ki ? Mesela bazen kaptırıyorum sonra hızlı gittiğimin farkına varıyorum.. Aniden önüme bi şey çıksa duramayacağımı da biliyorum.. Ama frene basmak ya da ayağımı gazdan çekmek istemiyorum.. Bi şey orda beni sanki engelliyo.. Trafik canavarı değil merak etmeyin.. Bu şekilde kaç kere kaza atlattım onu bile hatırlamıyorum.. Geçen gün 160 km/h ile viraja girdiğimde arkadaşımın haklı olarak korkmasından, arabada tutunacak yer aramasından sonra biraz biraz kendime geldim galiba.. Haa virajı alamasak zaten öldük bi yere tutunsak da farketmiyo.. Hayır kendi canımı düşünmüyorum tamam da başkasının ne günahı var.. Ama bence yine de iyi biriyim..

Hayatta en çok korktuğum şeylerden biri yanlış anlaşılmak.. Bana en zor işleri ver, git bi kamyon yükü indir de sesimi çıkarmam ama biri beni yanlış anladığı zaman bu civarda yüksek bi bina yok mu moduna giriyorum. Ben iyi niyetli söyledim o da doğru anlasaydı diyemiyorum.. Bi yanlış anlaşılma varsa illa düzelticem. Uykularım kaçıyo, daralıyorum nefes alamıyorum sanki.. Bazen derdimi anlatmaya çalışırken iyice bokunu çıkarıyorum.. Bi yeri düzelteyim derken başka bi tarafı yıksam da bence yine de iyi biriyim.. 

Yanlış anlaşılmayı bi kenara alalım ben yanlış yapmaktan da çok korkarım. Ya şimdi başlayayım bi yeri yanlış olursa düzeltirim diyemiyorum. Bi iş yapacaksam mutlaka bütün detaylarını bilip öyle başlarım. Bi saatlik basit bi iş için bir hafta araştırma yaptığımı biliyorum. Bu özellik mi desem huy mu desem neyse artık bi yandan seviyorum bi yandan nefret ediyorum.. Bazen çok çaresiz kalsam da bence yine de iyi biriyim.. 

İşin kötüsü de ne biliyo musunuz ? Ben kalp kırmaktan nefret ediyorum.. Kim kalp kırmayı sever ki diyeceksiniz şimdi ama vardır oralarda bi yerlerde huysuz, çekemeyen, kıskanç biri.. İnsanların mutsuzluğuyla mutlu olan biri aramızda saklanıyordur.. Bilerek ya da bilmeyerek birini üzmem kendi kendime yapabileceğim en büyük işkencelerden biri.. O zaman yaşadığım huzursuzluğu kolay kolay yaşamıyorum.. Sanki ayakkabımın içinde, yatağımda yorganımda çiviler var ve bana batıyor.. Sanki yediğim her lokma boğazımdan geçerken bıçak gibi kesiyor, midem yediklerimi kabul etmiyor.. Bazen düzelteyim düşündüğümü anlatayım diyorum olay bambaşka bi yerde bitiyor.. Bataklık misali çırpındıkça batsam da bence yine de iyi biriyim..

Seyir Defteri Vol 1 : Gaziantep !

Sen geçen hafta bu saatlerde Gaziantep'te katmer keyfi yap bu hafta gel "dizi çıkmış pijamalarınla "
(pijamayı vurgulamak zorunda hissettim bi an) blog yaz..  Neyse hadi size geçen haftayı anlatayım.. 

Sabaha karşı 04.30 sularında uyanan kahramanımız saçını başını yapıp kıyafetlerini giyerken annesi de uyanmış ve mini bir kahvaltı hazırlamıştır.. (Ben annem gibi bi kız bulamam, kesin evde kaldım) Saatler 04.55'i gösterirken yola koyulup arkadaşlarımı toparlayayım derken saat 05.30'u buldu ve kaptan şöförünüz Bis kendini Antep yollarına attı.. Tabi Antep'e gideceğimizi söylediğimizde herkes şok geçiriyor. Malum önümüz bayram et desen var tatlı desen var ama lezzet ? 

Kendini sadece yemek yemeye adamış biri sizce o yolu nasıl gitti ? Ben de anlamadım aslına bakarsanız bi baktım ki Antep'teyiz.. Yöresel yemeklerden falan bahsedilince sabahları beyran içilir dediler.. Foursquare'ı yapan adamdan Allah razı olsun kapısına kadar götürdü bizi.. Ben ilerde bi kahvaltı gibi bi şey bekliyorum. Sonuçta beyran dediğimiz şey bir nevi çorba ve ben kahvaltıda doymak nedir bilmeyen bi insanım.. Beyin ve mide kahvaltı sırasında işlevini yitiriyor. Masada ki tabakların boşaldığını farkettiğim an duruyorum. Çünkü yiyecek bi şey kalmıyor artık.. Neyse beyranı anlatayım bilmeyenler için.. Bildiğimiz salçalı suyun içine bi kaşık pul biber, atılıp kaynatılıyor. Ama her kase ayrı kaynıyor. Koca bi tencere değil yani.. Sonra bu kasenin içine daha önceden haşlanmış kaburga eti ve pirinç atılıyor. Biraz birbiriyle özleşmesi beklendikten sonra servis ediliyor. Çorba önünüze geldiği an bile hala kaynıyor.. Hemen saldıramıyosunuz tabi şey yani yiyemiyosunuz. Yavaş yavaş.. Fakat insanlar sabahın o saatinde ailesiyle falan süslenmiş püslenmiş gelmişler.. Onları görünce doğru yerde olduğumuzu anladım..

Ee tabi sabahın dokuzu.. Her yer kapalı napalım napalım derken biraz çarşıyı gezelim dedik.. Güzel bi çarşısı var. Aradığınız çoğu şeyi bulabiliyorsunuz. Ordan kendime iki tane araba aldım.. Oraya kadar gidip bi şey almadan mı döneydim ? Evden aldığımız siparişleri de nereden alacağımızı kesinleştirdikten sonra bi katmer yiyelim dedik.. Öğleden sonra katmer kalmaz dediler.. Oraya kadar gittik bi Zekeriya Usta'yı ziyaret etmeyelim mi ?  Yine bi Foursquare etkinliğiyle yolumuzu bulduk fakat oturacak yer bulamadık.. Evet arkadaşlar oturacak yer malesef yoktu ve 20 dk ayakta çay içerek beklemek zorunda kaldık.. 20 dk bekledikten sonra bi yarım saat de katmerin pişmesini bekledik.. Katmer önümüze gelip ilk lokmamı aldıktan sonra ağzımdan çıkan ilk söz şu oldu... Bi tane daha söyleyinnn !!! 

Bir parça hamur alınıp merdane yardımıyla biraz büyütüldükten sonra el yardımıyla genişletiliyor ve incecik bi yufka yapılıyor. İçerisine kaymak, toz şeker, bolca antep fıstığı ve yanlış görmediysem tereyağı katılarak bohça gibi dört tarafından katlanarak fırına veriliyor. İşin sırrı yavaş yavaş pişirmekte hızlı pişerse tadını alamazsınız diyor Zekeriya Usta.. Eğer yolunuz Gaziantep çevresinden geçiyorsa mutlaka uğrayın derim.. Öğlen olmadan katmer tükeniyor.. Hesaplarınızı ona göre yapın ve bu lezzeti kesinlikle tadın..

Öğlen olmuş yemeğe biraz ara verip gezelim dedik.. Bayram arefesi olması sebebiyle çarşı insan kaynıyor. Yürümek bile çok zor.. Biraz mağaza gezelim hoşumuza giden bi şeyler olursa alalım diye ordan oraya geçtik.. Birden kendimizi SankoPark'da bulduk.. Bizim burda ki Avm'nin nerdeyse iki katı büyüklüğünde bi yer fakat insan yoğunluğuna bakarsanız nerdeyse yarı yarıya.. Orda ki insanlar da gördüğüm şey şu oldu ve kesinlikle takdir ettim.. Antep halkı kendi esnafına değer veriyor, kendi esnafı kazansın istiyor.. Avm'de ki bütün mağazalar büyük mükellef ve gelirler tamamen İstanbul'a akıyor.. Gaziantep'in tek kazancı iş istihdamı.. Fakat para yine İstanbul'a gidiyor.. Adamlar paralarını kendi piyasalarında kullandırmak varken neden il dışına göndersinler ki ? Bizim burda herkes Avm'lere koşuyor kendi esnafımız kan ağlıyor. Piyasada para yok para dönmüyor... Neyse bunlar işsel mevzular fazla girmeyelim.. Gaziantep halkını bu konuda tebrik ediyorum tekrar fakat sokaklarınız yollarınız çok pis lütfen biraz daha dikkat edelim.. 

Avm'den çıktıktan sonra Masal Park diye bi yere geçtik.. Biraz dinlenelim bi şeyler içelim dedik.. Ayyuş Hanım diye bi yere gittik gitmez olaydık.. Hayatımda içtiğim en iğrenç kahveyi orada tattım.. Ekstra bi şey de istemedim.. Sade Türk kahvesi.. Hani şu kız istemeye gelindiğinde içiliyo ya haa ondan işte.. Adamlar bildiğin suyun içine kahveyi atmış karıştırmış getirmiş.. Ne kahveye benziyo ne suya.. Baş parmağım kadar bi fincana koymuş yarısı zaten telve.. O küçücük fincanı bile bitiremedim.. Bi de arkamızda bi kız car car car konuşuyo.. İnsan bi susar arada bi nefes alır ya da der ki umumi bi alandayım belki rahatsız olan vardır biraz sesimi kısayım.. İlk defa geldiğim bi şehir şimdi hemen kendimi belli etmek de istemedim.. Neyse işte buraya gitmeyin ben beğenmedim.. 

Akşam yemeği ve tatlı için Çulcuoğlu'na gidelim dediler gittik.. Çulcuoğlu'na giderken Tahmis diye bi cafenin önünden geçtik.. Şöyle bi içeriye göz attım sazlı sözlü güzel bi yerdi. Dönüşte uğrayıp öyle gidelim dedik ama çok geç oldu uğrayamadık.. En çok üzüldüğüm şey oraya gidememek oldu. Yolunuz düşerse uğramadan sakın dönmeyin.. Bak sakın..

Çulcuoğlu' na gidip garsona durumu izah ettim.. Kilometrelerce yolu sadece yemek yemek için geldiğimi anlattım o da anlayışla karşıladı sağolsun.. Çulcuoğlu tarihinde ilk defa bir Pazar günü açık o da size denk geldi çok şanslısınız ,ben hallederim bana bırakın dedi.. Çorbasından, lahmacununa, içli köftesinden sayısız mezesine kadar her şeyi daha yemek gelmeden yedik.. Artık mezeden, salatadan, cacıkdan masada yer kalmadı. Tabakları üst üste koymak zorunda kaldık.. Çok güzel bi ayranı var söylemeden geçemiciim.. Bir yemek yedim böyle bi şey yok.. Tabi yetmedi bünye hala istiyor. Üstüne bir de Ali Nazik söyledik.. Tekrar dönmeyecek orada kalacak olsam daha da yerdim yani.. Yemekten sonra garsonun sorduğu soruyu size söyliyim de biraz gülün.. Tatlıya yer kaldı mı ? Bana sorulan soruya bakar mısınız ? Bi de böyle çekine çekine soruyo.. Dedim arkadaşım gönder gelsin gönder.. Bir künefe geldi ki gözler görmedik.. Lan dedim olum bu künefe nerde sadece fıstık getirmişsin sen.. Böyle bi lezzet yok.. Ben hayatımda böyle hafif bi künefe yemedim.. Yemek güzeldi ama künefe tam bir harikaydı..

Vee böylece Gaziantep yolculuğumuzunda sonuna gelmiş olduk. Yapımda, yayımda, sürümde, yiyimde emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bir sonraki lezzet durağında görüşmek üzere.. Hoşçakalın..

Not : Bu yanda ki arkadaş künefe taam mı fotoğraflar arasında aramayın.. Hani göremezsiniz diye bi uyarayım dedim... Bi de arada yediğim ufak tefek şeyleri yazmadım.. Ama insanım bi de çatlamadım. Nası gittiysem öyle döndüm :p

Ölüyoruz !

Güzel yemek Bağdat'ta olsa gidilir...

Güzel yemekte sınır tanımayan ve bu konuda bir dünya markası olan Bis Group A.Ş.'nin yakışıklı playboy Ceo'su Bis 20 gün önce Sivas'a köfte ve etli ekmek yemek için gitmiş hayli memnun dönmüştü.. Çıtayı biraz daha yükseltip fırsat bu fırsat diyen Bis, yemeğin böğrüne tatlının bağrına Gaziantep'e gidiyor !!!

Muhtemelen ciğere yetişemicez ama katmer, beyran bizi bekliyor.. Etler, kebaplar, külbastılar Allah'ım sana geliyorum yarebbim.. Tatlılardan hiç bahsetmek istemiyorum zaten.. Yarın detaylı bilgiyi instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.. Yalnız lütfen telefonumuzu bir laylon evet laylon bi şeyle kapatalım ki ağzımızın suyu telefona akmasın.. Yazık bayram arası bi de telefonsuz kalmayın..

Bu ara hayatımda ekstra gelişmeler tabiki yok.. Hala deli gibi çalışıyorum.. Aklıma acayip fikirler sokanlar var.. Dış güçlerde kulaktan kulağa söylenen sözler var. Her an her şey olabilir.. Bu kış çok acil mezun olmam lazım.. Hocalara gidip bu okul ikimize fazla deyip bu fazlalığın da ben olduğumu anlatmam lazım.. 

Sürekli çalışan bi insanın da anlatacak çok fazla bi şeyi olmuyo aslında.. Hayatı internetten takip ediyoruz. Sevdiğimiz arkadaşlarımız evleniyo efendime söliiim, burdan blogger arkadaşlarımızın mutlu haberleri geliyo, bebeyimiz oluyo diyolar seviniyoruz falan filan işte.. Hayat çok garip sayın izleyici.. Bazen hiç tanımadığın insanların mutluluğuna canı gönülden ortak olabilirken dibinde ki insanın ne sevincine ortak ne sorununa derman olabiliyosun.. Bazen olmak istemiyosun dışardan bakmak daha doğru geliyo.. 

Neyse işte saat geç oldu ben gece 4.30'da yola çıkıcam kahvaltıya yetişmem lazım.. Herkese iyi bayramlar diliyorum.. Dikkat edin kendinize taam mı.. Hakkınızı da helal edin gençler.. Ölecek yer ararken hakkaten ölmeyelim.. Ölürsem de ne haber olur hee.. Ölmeden önce ki son yazısında öleceğini hissetti !!! 

Haydin by :)