3. Elma !

Sıkıldınız değil mi aynı dört duvara bakmaktan ve hiç bi şeyi değiştiremeyeceğiniz nalet olası beton yığınlarından.. Hadi kapatın gözlerinizi sizi bi yere götürcem.. Belki sadece sizin için belki de.. Belki de iki kişiliktir.. Kişinin kim olduğu çok mu önemli ?

Şu bahçeyi gördünüz mü ? Hani şu etrafı yemyeşil olan.. Nerdeyse sizi fazla oksijenden bayıltacak kadar yeşil.. İşte tam oraya gidiyoruz.. Çok büyük değil aslında.. Ucu bucağı görünen cinsten.. Küçük bi çardak var ve güzel bi yürüyüş yolu.. Yürüyüş yolunun her yanı çiçeklerle dolu.. Rengarenk çiçekler.. Renkleri sizi büyüleyecek kadar canlı ve kokusu sizi hapsedecek kadar bağlayıcı.. Çimenler o kadar güzel ve parlak ki üzerine yatıp saatlerce dönebileceğiniz kadar yumuşak.. Hadi içeri girelim esmeye başladı..

Kapıdan içeri girince sizi karşılayan küçük bi hol.. Üzerinizde ki tüm fazlalıkları alıp, sizi hafifletecek, dış dünyayla tüm bağlantınızı kesecek tek nokta.. Unutmayın burası en fazla iki kişilik.. Ne dışardan gelecek üçüncü bir kişiye ne de dışardan gelmiş esktra bi düşünceye yer var.. Hadi bırak her şeyi burda.. Ne bırakacağım diye düşünme.. Dedim ya her şeyi.. Karşında duran büyük kapıya aldırma.. Sadece bi kapı olduğunu unutma.. Çok büyük ve gösterişli olabilir ama inan bana küçük bi kolu var.. Kapıyı izlemek için gelmedin sanırım hadi gir artık salona !